Adalet ve Adil Olmak

adalet

بسم الله الرحمن الرحيم

Adalet ve Adil Olmak

Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

اِنَّ اللّٰهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالْاِحْسَانِ وَا۪يتَٓائِ ذِي الْقُرْبٰى

‘‘Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder.’’(Nahl 90)

 Adaletin, adil olmanın genel olarak herkese vacip olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Adil olmak sadece Müslümanlara değil; bilakis bütün insanlara vacip olan bir durumdur. Bütün insanlığa birbirleri arasında adalet ile muamelede bulunması vaciptir.

Adalet her hak sahibine hakkını vermektir. Bu bizim aleyhimize dahi olmuş olsa hak sözü söyledikten sonra ya da hak sahibine hakkını verdikten sonra aile içinde akrabalar ya da arkadaşlar arasında sıkıntıya girsek bile adalet ile hükmetmek üzerimize bir borçtur.  Adalet ve adil olmak bunu gerektirmektedir.

Adil olan kişi hiçbir kınayıcının kınamasından çekinmeksizin, beşerin cezasından korkmaksızın her hak sahibine hakkını verebilme uğruna mücadele eden kişidir.

وَاَقْسِطُواۜ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُقْسِط۪ينَ

‘‘Ve (onlara) adaletli davranın. Çünkü Allah, adaletli davrananları sever.’’(Hucurat)

Allah Teâlâ adaleti emretmiştir ve Allah Teâlâ ayeti kerimesinde adil olanları sevdiğini söylemiştir. Bütün bunlar adil olmanın ne yüce bir ahlaki değer olduğunun belirtisidir. Rabbim, sen bizleri adil olup sevgini kazananlardan eyle.

Ey iman edenler, وَاَقْسِطُوا adil olun, sözlerinizde fiillerinizde hayatınızın her alanında adil olun; çünkü Allah adil olanları sever. Adalet, Müslüman’ın kendisinden ayrılmaz bir ahlakı oluncaya kadar, kişi yorulmadan usanmadan çekinmeden korkmadan sözlerinde, fiillerinde, sosyal hayatında, iş hayatında, aile hayatında adil olmalı ki; adalet, o kişinin en öne çıkan ahlaki bir özelliği olsun.

                Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

وَاِذَا قُلْتُمْ فَاعْدِلُوا وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبٰىۚ

‘‘Birisi hakkında konuştuğunuz zaman yakınınız bile olsa adil olun.’’(Enam 152)

Bir başka ayeti kerime de ise şöyle buyurmaktadır.

اِنَّ اللّٰهَ يَأْمُرُكُمْ اَنْ تُؤَدُّوا الْاَمَانَاتِ اِلٰٓى اَهْلِهَاۙ وَاِذَا حَكَمْتُمْ بَيْنَ النَّاسِ اَنْ تَحْكُمُوا بِالْعَدْلِۜ

‘‘Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor.’’ (Nisa 59)

Eğer bizler hükmedeceksek adil olmak zorundayız. Özellikle de en sevilen ve en sevilmeyen kişiler arasında nefsimize ağır gelse de verilecek olan kararı sevgimiz ya da nefretimiz etkilememelidir. Bir kavme olan düşmanlığımız, aramızda olan kişisel problemler bizleri o kavme karşı adaletsizliğe sürüklememelidir.

Bu bizim akidemizden değil, bu bizim menhecimizden değil, bu bizim cemaatten değil değip bir ön yargı ile bunlar her şeyi yapar, bunlar her şeyi söyler, bunlardan her şey beklenir dememeliyiz. Biz bunları şimdi tekfir etmiyoruz; ama bunlar ileride kesin müşrik olur deyip ya da bunun yolu yol değil bu yakında harici olur başlar tekfire deyip zan üzere hüküm vermemeliyiz.

Her insanın kendisine göre bir şerefi, haysiyeti mevcuttur. Aramızda olan sorundan dolayı o insan bizim yanımızda değersiz olsa bile ona değer veren insanlar bulunmaktadır. Biz sevmiyoruz diye, yanımızda değersiz diye dünyadaki en kalitesiz insan budur, bu grup ya da bu cemaattir diyemeyiz. Her insanın kendisine göre bir şahsiyeti vardır; her grubun kendisine göre bir çizgisi vardır. Dikkat edin,  kimsenin kırmızı çizgisini aşmaya hakkımız yoktur.

Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا كُونُوا قَوَّام۪ينَ لِلّٰهِ شُهَدَٓاءَ بِالْقِسْطِۘ وَلَا يَجْرمَنَّكُمْ شَنَاٰنُ قَوْمٍ عَلٰٓى اَلَّا تَعْدِلُواۜ اِعْدِلُوا۠ هُوَ اَقْرَبُ لِلتَّقْوٰىۘ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ خَب۪يرٌ بِمَا تَعْمَلُون 

 ‘‘Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin. Adil olun. Bu, Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.’’(Maide 8)

 Peygamberimiz (s.a.)’in hadislerinde söyle buyurmuştur:

ان المقسطين عند الله على منابر من نور الذين يعدلون في حكمهم و اهليهم و ماولوا

‘‘Adil olanlar Allah katından nurdan minberler üzerindedir. Onlar ki ailelerine ve emri altında olanlara hüküm vermekte adil olmuşlardır.’’(Müslim)

Yani kişinin adaletle hükmedebilmesi için illaki hâkim, savcı olmasına gerek yok. Herkes çobandır, herkes güttüğü ile hesaba çekilecektir. Baba eşinden, çocuklarından; emir kendisine tabi olanlardan sorumludur. Bu sebep ile kişinin adaleti, ailesi hakkında ve kendisinin sözüne itibar edenler hakkında verdiği hükümde ortaya çıkar.

قُلْ اَمَرَ رَبّ۪ي بِالْقِسْطِ۠

‘‘De ki: Rabbim adaleti emretti.’’(Araf 29)

Adalet özün ve sözün bir olmasını gerektirir. Yalandan dili arındırmayı ve yalancı şahadetten ateşten kaçıyormuş gibi kaçmayı gerektirir. İnsanın bilmediği şeyler hakkında susması ilimsizce konuşmaması da onun adaletindendir.

Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

وَلَا تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِه۪ عِلْمٌۜ اِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤٰادَ كُلُّ اُو۬لٰٓئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْؤُ۫لاً

‘‘Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur .’’(İsra 36)

Rabbimiz sen bizleri adaleti hakkı ile ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden insanlar olarak katına al. Bu dünyada bizlere adil bir düzen nasip eyle adaletli arkadaşlıklar nasip eyle.

Ensar Mescidi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir