Balçığa Batmış İlim Eşeği

Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir! Salât ve selam, Peygamberimiz Muhammed (s.a.v.)’e, ailesine ve ashabına olsun!

16 Safer 1417 Hicri (2-7-1996 Miladi) tarihli «er-Reyul Urduni» gazetesinde «Suud âlimlerinin önde gelenlerinden bir heyet bombalama eylemlerini kınıyor» başlıklı bir yazı okudum. Haber şu şekildeydi: «Suudi Arabistan’daki büyük alimler heyeti, dün ülkedeki gazetelere verdikleri bildiride bombalama olayını kınadılar.»

Dün Taif’te Suudi Arabistan müftüsü Abdülaziz bin Baz başkanlığında olağanüstü toplanan heyetin açıklaması şöyleydi:

«Heyet konuyu tüm detayları ile inceleyerek üzerinde düşündükten sonra görüş birliği ile bu kararı geldi: Bu yapılan bombalama eylemi Müslümanların icmasıyla şeriat bakımından haram olan büyük bir cinayettir.»

Heyet açıklamalarına şu şekilde devam etti:

«Bu bombalama eylemi İslam’ın zorunlu olarak koruma altına aldığı belli mukaddeslerine karşı bir saldırıdır. Masum insanların can, mal dokunulmazlığına ve güvenliğe, istikrara ve evlerinde sakin bir şekilde yaşayan insanların yaşam teminatına karşı bir saldırıdır.Allah’ın haram ettikleri şeylere karşı gelen, O’nun kullarına zulüm eden, Müslümanları ve onların arasında yaşayan kişileri korkuya sokanların işlediği bu suç ne kötü ve iğrenç bir suçtur. Maalesef böyle kişilere … Allahu Teala böylelerinden ve onları bu suça teşvik edenlerden intikam alsın! Allahu Teala’dan bu kişilerin gerçek yüzlerini ortaya çıkarmasını dileriz.»

Ben (Ebu Muhammed el-Makdisi) derim ki:

Ey delalet alimleri! Allah işlerinizdeki tüm pislikleri ortaya çıkarmış, maskelerinizi açmıştır. Vallahi öyle günler oldu ki, sizin saptırmalarınıza karşı bir şeyler söylemekten dilimiz yoruldu.
Davet ettiğimiz esaslardan sapma endişesiyle sizin aldatmalarınızla ilgilenmek istemedik. Sizin bizleri tekfir etmenize rağmen size cevap bile vermedik. Sadece gençleri sizin delaletlerinize karşı haberdar ediyorduk.

Dönmenizi, kendinizi değiştirmenizi, tövbe etmenizi, utanmanızı ümit ettik. Ancak siz maalesef … Tüm söylediklerimize rağmen sizin ancak cehaletiniz, despotluğunuz arttı. Tağutlara, şirke ve putlara daha da yaklaşarak haktan saptınız, Tevhidden uzaklaştınız.

Bugün sizin arkadaş olduğunuz, kendilerine biat ettiğiniz ve çalışmalarınızda boyun eğdiğiniz idarecilerinizin ne olduğunu herkes biliyor. İşledikleri küfürleri, gerek doğuda gerekse batıda din düşmanları ve tağutlarla dostlukları, muvahhidlere karşı yaptıkları savaşları artık o kadar aşikar ki; körlere bile bu durum gizli kalmamıştır.

Tüm bu hareketlerine rağmen tağutları Müslümanların imamı olarak adlandırıyor, onları ve diğer tağutları şer’i işlerin yöneticisi kabul ediyor, her türlü sorunlarınızın çözecek otorite olarak görüyorsunuz. Tağutlarınıza karşı çıkanları ise kâfir, yabancı, tekfirci, haddi aşanlar olarak adlandırırsınız.

İşte sizler busunuz … Her geçen gün Allah’ın dinine ve dostlarına karşı daha da cüretkar oluyorsunuz. Din düşmanlarına yardım etmek konusunda daha heveslisiniz. Onların hatalarını ve Müslümanlara adapte etmek için …

Yaptığınız açıklamada şöyle diyorsunuz: «Bu bombalı eylem, Müslümanların icmasıyla şer’î açıdan haram olan bir cürümdür.»

Çamura saplanmış bilim eşeğinin zilleti … Bu söz ettiğin icma hangi icma? Sözünü ettiğiniz Müslümanlar hangi Müslümanlardır acaba?

Biz ve yeryüzünde tağutlar karşı direnen diğer kardeşlerimiz sizin iddia ettiğiniz icmayı bozuyor.

Ya siz bizi Müslüman kabul etmiyorsunuz ya da siz iddia ettiğiniz bu icma konusunda dürüst değilsiniz. Mezhebine (sözde) mensup olduğunuzu iddia ettiğiniz Ehli Sünnet vel Cemaat imamı Ahmed bin Hanbel (Allah ona rahmet etsin) şöyle derdi:  «İcma olduğunu iddia eden kimse yalan söz etmiştir. Başka insanların ihtilaf ettiklerini nereden bilecek ki.»

Sizin iddia ettiğiniz bu icma da sözde icmadır. Çünkü o Clinton’ın, Chirac’ın, Fahdın, Esad’ın, Hasan’ın, Hüsnünün âlimlerinin topluluğu. Tağutların ve beşeri kanunların, şirkin koruyucuları olan kişilerin âlimlerinin topluluğu …

Sözde icmanızda söylüyorsunuz: «Allah’ı haram ettikleri şeylere karşı gelen, O’nun kullarına zulüm eden, Müslümanları ve onların arasında yaşayan kişileri korkuya sokan kişilerin işlediği bu suç ne kötü ve iğrenç bir suçtur.»

Ey kalpleri körleşmiş olan sizler! Tağutunuz Fahd ve Allah’ın koyduğu haramları çiğneyen, insanlara zulmeden, Müslümanları korkutup müşriklere emniyet veren, kâfirleri rahatlatan kardeşleri sizin bu sözlerinize çok daha fazla layıktır. Onların küfürlerini, günahlarını, hatalarını anlatmaya bu kâğıtlar yetmez.

Siz, ey karanlık niyetli âlimler …! Daha önce Cüheyman ve onunla olan bir grup arkadaşının öldürülmesi kararını tasdiklemiştiniz. Sizin fetvalarınızla bugüne kadar cinayetlerinize tanık olan (birçok kişi) öldürüldü. Bununla birlikte Cüheyman ve arkadaşlarını öldürürken verdiğiniz fetvada şöyle diyordunuz:  «Bunların hareketleri büyük bir fitneye sebep olmuştur. Haremde silah taşımak, huzursuzluk, (kaos) ve masumların öldürülmesi… İşte bunlar büyük bir fitnedir.»

Tağutlarınıza kanun koyma izni veren, onların içki içmesine ruhsat tanıyan sizler değil misiniz? Tağutunuz Fahd hac taktı; “bu bir armadır, hac değildir” dediniz. Sonra ABD’nin Cezireye (Arap Yarımdasına) girmesine, orada kalmasına ve Saddam’a karşı onun desteklenmesine yönelik fetvalar verdiniz. Daha önce ise Saddam ve ordusunu tekfir etmiyordunuz. Hatta İran’a karşı savaşıyor diye onun çığırtkanlığını yapıp, alkışlamıştınız bile. Daha sonra ise; “Kuveyt’i işgal etti” diyerek onu tekfir ettiniz. “Saddam tağuttur. Suçludur. Kuveyt ile olan sınırına uymadı” diyerek kafirlerin savaşında onlara yardımlaşmanın caiz olduğuna dair fetvalar verdiniz.  Sizler haya perdesini bütünüyle yırtmış durumdasınız. Müslüman muvahhid gençlerin öldürülmesine izin vererek, müşrik hrıstiyan kafirleri sevindiriyorsunuz. Riyad’da meydana gelen büyük patlamanın ardından dört muvahhid gencin ölümüne fetva verdiniz.

Sizler bu tür eylemlerin günah olduğuna dair icma olduğunu iddia ediyorsunuz. Fakat tağutlarınızın işlediği günahları unutuyorsunuz. Bütün bunlar bizi şaşırtmıyor. Sizin bu yaptıklarınız basiret sahibi olmayan kimseleri şaşırtabilir ancak bizleri şaşırtmıyor.

Ey dalalet alimleri! Eğer tevbe etmezseniz ümmet sizi lanetleyecektir.

Tevbe edin… Kendinizi düzeltin… Gerçeği Allah için ilan edin. Tağut sizi ne kadar övse de fetvalarınızı ne kadar süslese de, size ne kadar unvanlar verse de, eğer Tevbe etmezseniz, varacağınız yeri Allahu Teala şöyle haber vermektedir:
«Ama âyetlerimizi inkar etmiş ve kâfir olarak can vermiş olanlara gelince, işte Allah’ın laneti, meleklerin laneti ve insanların laneti hep onların üzerine olsun. Onlar ebedi olarak onun altında kalırlar. Ne azabları hafifletilir, ne de kendilerine göz açtırılır.» (2, Bakara/160-161) 

Ebu Muhammed el-Makdisi

Kaynak: Milleti Ibrahim

ShamilOnline

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir