Dr.Hâni es-Sıbaî, hutbesinde Türkiye, HTŞ ve Taliban’a değindi

“Kapkaranlık bir dehlizin ucunda ışık göründü. Bu nur ise Taliban’ın Amerika ile gerçekleştirmiş olduğu görüşmelerdir. Bu hutbe de Taliban’a has olacaktır.

Günümüzde İslam’ın zirvesi olan cihadın sancağını taşıyanlar Taliban önderliğindeki Afgan halkıdır.

Hutbede aynı şekilde Şam’daki cihaddan da bahsedeceğiz. Askeri uzmanlar der ki; bir beldeye girmeden önce orası yoğun hava saldırılarına maruz bırakılır. Sonrasında ise piyadeler sahaya sürülür. Bugün ise bu strateji gereği özellikle Türkiye gazeteleri mücahidler (özellikle HTŞ) aleyhine propaganda yapıyorlar.

Taliban’ın durumu bize şu ayeti hatırlatıyor: “Hani onlar size hem üst tarafınızdan hem alt tarafınızdan gelmişlerdi. Hani gözler kaymış ve yürekler ağızlara gelmişti. Siz de Allah’a karşı çeşitli zanlarda bulunuyordunuz. İşte orada müminler denendiler ve şiddetli bir şekilde sarsıldılar. Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunanlar ‘Allah ve Resulü bize, ancak aldatmak için vaatte bulunmuşlar’ diyorlardı.” (Ahzab; 10-12)

Bu olay hendek  gazvesinde meydana gelmişti. Bu karakterdeki alçak grup günümüzde de mevcuttur. Çıkıp ‘siz Amerika’ya karşı mı savaşacaksınız? NATO’ya sizin gücünüz yeter mi?’ gibi şeyler söylüyorlar. Ama onlar Allah’ın ‘onlara karşı gücünüz yettiğince kuvvet hazırlayın’ ve ‘Allah kişiye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemez’ ayetlerini unutuyorlar.

Bu durum karşısında ise Allah müminlerin halini şu şekilde anlatmıştır: “Müminler düşman topluluklarını görünce ‘Bu Allah’ın ve Resulü’nün bize vaat etmiş olduğudur. Allah ve Resulü doğru söylemiştir’ dediler. Bu onların ancak iman ve sebatını artırmıştır.’’ (Ahzab; 22)

Taliban da aynı şekilde Amerikalıları görünce teslim olup boyun eğmedi. Stratejik karar  vb. gerekçelerle geri çekilmedi. 18 senedir direniyor. Önde gelenleri öldürülmesine rağmen pes etmeyip savaştılar.

Önce Bush sonra Obama barış görüşmeleri için Taliban’a başvurunca Molla Çmer bunun öncelikli şartının tam anlamıyla bir çekilme olduğunu söyledi. O vefat ettikten sonra yerine Molla Ahtar Mansur geldi ve o da kısa bir zaman sonra şehid edildi. Ondan sonra gelen Mevlevi Heybetullah için ise hadis alimidir ve onun gelmesi harekete gevşeklik getirir dediler. Ancak o öncekilerden daha şiddetli çıktı.

Onların hepsi tek bir düzen içinde cihad medresesinden mezun oldular. Sonuç olarak Amerika onlara zelil bir şekilde geldi. İlk başlarda terörist deyip halka zulmedip sonra trilyonlarca dolar harcadılar. Sonra ise anlaşmak istediler. Taliban ise onların kuklası Gani hükumetiyle değil onlarla muhatap olmak istedi.

Arap alemindeki bazı cemaatler ‘bakın Taliban anlaşma masasına oturdu’ diyorlar. Taliban hangi şartlar üzere masaya oturdu. Laiklik ve demokrasiyi getirmek için mi? Hayır. Onların amacı şeriatı hakim kılmaktır. Aynı şekilde Taliban anlaşma masasına oturdu diye operasyonları da durdurmadı. Görüşmelerinin ilk gününden itibaren 30-40 arası büyük operasyon düzenlediler.

Kafirler bu barış görüşmeleri meselesini hiçbir İslam beldesinde yürürlüğe koymadılar. Çünkü onlar sadece güçlü olanlarla masaya otururlar. Örneğin Mısır’da yüz binlerce üyesi olan cemaatler silahsız olduğu için Sisi’nin ordusu tarafından alaşağı edildiler. Halbuki onlar önceden silahlı mücadele için ‘burayı Afganistan’a çevirmek mi istiyorsunuz?’ diyorlardı. Keşke bütün İslam ülkeleri Afganistan gibi olsa. Orası girmesi kolay çıkması çok zor olan bir beldedir. Orası savaşçıların mezarlığıdır.

Molla Muhammed Ömer, Allah Resulünün ‘her yüz senenin başında Allah bu dini yenileyecek birini gönderir.’ sözündeki müceddiddir.

Bazıları şöyle düşünebilir: Amerika anlaşma niyetiyle masaya oturmuş olup başka işler çevirebilir. Siz sanmayın ki Taliban’ın liderleri Cambridge ve Sourbonne’da okumamışlar diye cahil ve gafil kimselerdir. Onlar işlerini bilen kimselerdir.

Afgan halkıyla diğer halkların arasındaki fark onların çevrelerinin şeriatı bilen, zahid, sadık, fedakar ve en ön safta bulunan  alim ve komutanlarla çevrili olmasıdır. Şam sahasında ise aksi bir durum söz konusudur. Şeriatı istediğini söyleyen gruplar bile önderliği elde etmek , toprak ele geçirmek vb. gibi meselelerden dolayı çatışabilmektedir. Sonra da nizam gelip o bölgeyi onların elinden alıyor. Bu gibi meselelerden dolayı Suriye’de %30’luk bir alana sıkışan nizam bu miktarı %70’lere kadar çıkardı.

Şu an mücahidlerin elinde ise sadece İdlib kaldı. Bunun sebebi  grupların Taliban , halkın ise Afgan halkı gibi olmamasıdır. Onlar içlerinde akaidi bozuk, serseri ve münafık birçok kişi ve grup barındırıyorlar. Şimdi ise bazı kimse ve gruplar Türkiye ile yakınlaşıyorlar.

Biz de Türkiye halkıyla yakınız. Önceden darbeye karşı olduğumu ve Erdoğan’ın Müslümanlara daha faydalı olduğunu söylemiştim. Ancak işler şimdi değişti. Hükumete yakınlığıyla bilinen Yeni Şafak Gazetesi, Tahriru’ş-Şam adı altında mücahidleri hedef alan şeytanca haberler yayınladılar. HTŞ için öyle olmadıklarını bildikleri halde ‘Nusra’ dediler. En güçlü grup olduklarını bildikleri için onun aleyhine propaganda  yapıyorlar. AKP’ye yakın kaynaklar HTŞ terörist bir yapıdır manşetleri atıyorlar. Meseleyi anlayın. Bu operasyon öncesi altyapıyı hazırlamaktır.

Bunun amacı ise Türk istihbaratı tarafından eğitilen, Amerika, Rusya ve Avrupa’nın da kendilerinden razı olduğu vatan ordusu adlı gruba İdlib’i teslim edip mücahidleri oradan çıkarmaktır. Ben mücahidlerin en güçlü dönemde de ‘sonunuzun Bosna gibi olmasından sakının’ demiştim. İlk amaçları muhacirleri oradan çıkarmak olacaktır. Bosna’da Aliya İzzetbegoviç muhacirleri savunmuştu. Şam’da bunu yapacak kimdir?

Suriye’de halkı himaye ettiğini iddia eden Türkiye ise Rusya ve laiklerin konumlarını sağlamlaştırıyor. Amaçladıkları şeylerden biri de Suriye ordusundan ayrılan bir subay önderliğinde İdlib’in Türkiye himayesine girmesidir. Bu anlaşmaya muvafakat edenlerden biri de HTŞ komutanlığıdır. Diyorlar ki ordudan ayrılmış olsa da tövbe etmiştir.

Ne Hz. Ebu Bekir ne de Hz. Ömer tövbe eden bir mürtedi ordunun başına geçirmemiştir. Onları sürekli gözlem altında tutuyorlardı. Yanında birçok alim ve güvenilir eski insanlar varken niçin Türkiye’nin tayin ettiği kişi de ısrar ediyorsun? Bu mücahidleri küçük düşürmektir.

Bakın Türkiye’nin ve Katar’ın tavrı değişti. Arap baharı devrimleri şeytana dönüştü. Ömer Beşir düşman kardeşler olan Esed’i, Sisi’yi, Türkiye’yi ve Katar’ı ziyaret etti. İnsanlara da silahlı mücadelenin bittiğini empoze edip umutsuzluğa düşürmek istiyorlar. Fakat Taliban tüm bu kafirleri insafa getirdi. O bütün İslami hareketler için eşsiz bir örnek oluşturdu. Otuzdan fazla ülke en gelişmiş silahlarıyla saldırırken boyun eğmeyip direndiler. Sonrasında ise kafirler zillet içinde anlaşmak için onlara geldiler. Gençler! Allah’ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin “Allah’ın dinine yardım ederseniz Allah da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit kılar.” (Muhammed 7) şartıyla ‘ dikkat edin Allah’ın yardımı pek yakındır.

Kaynak: Asya’nın Sesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir