Dr. İyad Kunabi – 8. Oturum – Üç Kişi ve Şeriatın Tatbiki

dr--iyad-kuneybi--urdun-de-tutuklandiTevhidî davet çalışmalarından dolayı hapiste bulunan Ürdünlü âlim Dr. İyad Kunaybî’nin 30 bölümlük “Şeriat’a Destek” vaaz serisi alt yazılı ve metin olarak yayınlamaya devam ediyoruz. İyad el-Kuneybî’nin bu ders serisinde günümüzdeki İslami hareketlerin, özellikle de demokrasi yolunu benimseyenlerin şüphelerini ele alıp çürütüyor ve hak menheci delilleri ile takrir ediyor.

***

Dr. İyad Kunabi – 8. Oturum – Üç Kişi ve Şeriatın Tatbiki

Esselamu aleykum ve rahmetullahi. Yeni bir oturumda tekrar görüştüğümüz için mutluyum.

Evlerine dönünce evlerinin yanmakta olduğunu gören üç farklı kişi düşünün! Her bir evin durumu aşağıda zikredeceğimiz durumda olduğunu varsayalım.

Bahçede su azdır. Evi yakanlar alevi artsın diye daha çok yakıt taşımaktadırlar. Komşular yardım etmek istemiyorlar. Ateş, çocukların bulunduğu odaya ulaşmış. Anne, dumandan boğulmak üzere ve ayrıca ateş, servetini sakladığı kasaya doğru da ilerlemektedir!

Her bir adam ne yapacağını bilemeyecek derecede şok geçirmektedir. Ateşi söndürmekten mi başlasa? Peki, az derecede olan suyla mı yapacak bunu?

Acaba evi yakan kişilerle ve üstelik ateşi çoğalmak için yakıt taşıyanlarla mı savaşsın? Yoksa boğulmakta olan hanımına ilk yardıma mı koşsun, yoksa çocuklarımı odadan çıkartsın?

Ya da malını sakladığı kasayı mı yangından kurtarsın? Belki de yardım etmeleri için komşularını ikna etmesi gerekir?

Bu durumda bu üç kişinin her biri farklı yöntemler denerler.

Birinci adam; boğulmakta olan hanımını komşuların da görecekleri bir şekilde ev içinde giydiği kıyafetleri ile dışarı çıkarıp ilk yardıma başlar. Veya biriktirdiği malın ateşte yanmasını umursamayarak çocuklarını kurtarmaya gider. Peki, bu kişi hatalıdır diye bilir miyiz? Asla! Çünkü öncelikler arasından en öncelikli ve mühim olanı öne almıştır. Zira hanımının canını, onun tesettürsüz görünmesindeki duruma ve çocuklarının canının muhafazasını, malın muhafaza edilmesinin üzerine tercih etmiştir.

İkinci kişi: Çocuklarının ve hanımın canını kurtarmakla uğraşmayı bırakıp, biriktirdiği servetini yakmaya giden ateşi söndürmekle meşgul olur. Sonra iki rekât nafile namaz kılarak duayı ve secdeyi uzatıp Allah Teâlâ’dan yangını söndürmesini ister. Peki, bu adam hatalı mıdır? Cevap; tabiki hatalıdır.

Çünkü öncelik olan canın muhafazası işini terk edip malın muhafazasına yönelmiştir. Sonra namaz her ne kadar Allah Teâlâ’ya yaklaşma konusunda en sevimli ibadet ise de, o an ki anın vacibini yerine getirmekten onu alı koymuştur. Çünkü böyle bir durumda namaz kılması caiz değildir.

Üçüncü kişiye gelince; Bu kişinin hanımı sigara içen çocukları ise bilgisayar başında oyunlarla vakit zayi eden biridir. Komşuları da evinde parti ve eğlence geceleri düzenlemek istediğinde buna müsaade etmediği için kendisinden nefret ediyorlar. Ateşe yakıt taşıyan grup ise adamdan karısını bir geceliğine talep etmektedirler. (Bununla, Şii’lerin itikadındaki, hanımını belirli bir müddet komşusuna teslim etme uygulamasına işaret etmektedir.)

Adam eve girmezden evvel karısına şöyle dese: ”Seni kurtarmam için bana yardım edip çabalarsan sana söz veriyorum sigara içmene müsaade edeceğim.” Çocuklarına, ”Sizi kurtarmam konusunda bana biraz destek olursanız, size söz veriyorum tüm vaktinizi bilgisayar başında geçirmenize artık karışmayacağım.” Komşularına ”Ateşi söndürmeme yardım ederseniz evin anahtarının bir kopyasını size veririm istediğiniz gibi kullanırsınız.”

Ateşe yakıt taşıyanlara ise ”Bekleyin bu durumda hangisi daha ehven diye bir geceliğine eşimi size emanet vermemin hükmünü bir araştırayım.” diyor.

Bu durumda bu üçüncü kişinin yaptıkları hakkındaki düşünceniz ne olur?

Gelin bugün birinci kişi hakkında konuşalım.

Herhangi bir zamanda, yönetime gelme olasılığı olan İslamcılardan olmalarını istediğimiz kişi, birinci şıktaki kişidir. İslamcılar bir gün bir beldede yönetimi devralırlarsa mesuliyetleri korkunç olacaktır.

Dış düşmanlara karşı mukavemetinin yanı sıra içteki şeriat karşıtı olan laikler, münafıklar ve işbirlikçilerden oluşan kindarlara karşı mücadele edecekler. Fitne ve iç tartışmaları bitirmeleri gerekecek, güçlü bir İslami ekonomiye binaen şeriata muhalif olan tüm ticari anlaşmaları bitirmesi gerekecek, faizle alışverişi durduracak, orduyu imani bir terbiye ile terbiye edip bozuk yönetimini değiştirecek, silah sanayisini güçlendirip cihada karşı güçlendirecek, şeriatla hükmeden yargı sistemini tesis edecek, açları doyuracak, tıbbi ihtiyaçları güçlendirecek, rüşvet ve tekelciliği yasaklayacak, işsizlere istihdam alanı oluşturacak, içki ve uyuşturucuyu kökten kurutacak, eğitim yerlerinde karma eğitimi yasaklayacak, ortamları şehevi arzuları dürten etkenlerden arındıracak, eğitim yöntemine dair komisyonlar veya sahih İslami davet için komisyonlar oluşturacak, suçları durduracak, İslam ceza hukukunu ikame edecek, haksızca almış oldukları malları sömürgeci tabakadan alarak tekrar topluma iade edecek, din ve dünya işlerinde insanlara lazım olan dini vecibeleri öğretmek gibi burada saymakla bitiremeyeceğimiz birçok şeyi yapmaları gerekecektir.

Tüm bu saydıklarımız, şeriatı tatbik etmek kavramına dâhildir. Tümü şeriatı tatbik etmenin bir parçasıdır. Peki, tüm bu sayılanları herhangi bir İslami nizam bir kerede yapabilir mi? Yönetimi ilk devraldığı günden itibaren yapabilir mi? El-cevap; Tabiki hayır olacaktır. O halde talep edilen nedir? Bunu da bir sonraki oturumda anlayacağız Allah’ın izni ile.

Esselamu aleykum ve rahmetullahi

Tercüme: @ebusalep

Ümmeti İslam / Özel Haber

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir