Eski CIA başkanvekili Michael Morell: “El Kaide dokuz canlı”

11 Eylül saldırılarının gerçekleştiği yıllarda ABD ve müttefiklerinin karşılaştığı sorun ve krizleri değerlendiren eski CIA başkan vekili Michael Morell El Kaide örgütünün dokuz canlı olduğunu söyledi.  El Şuruk el Mısriyye; eski CIA başkan yardımcısı Michael Morell’in, istihbarat ve terörle mücadele birimlerinin mücadele ettiği siyasi sorunları ve krizleri yorumladığı “Çağımızda En Büyük Savaş” adlı kitabını yayınladı. Michael Morrel bu kitabında, ABD ve müttefiklerinin 11 Eylül saldırılarının gerçekleştiği senelerde istihbarat ve terörle mücadele birimlerinin karşılaştığı sorun ve krizleri irdeliyor. El Kaide kuvvetinin her geçen gün artarak devam ettiğini vurguluyor.  Michael Morrel kitabında geçmiş seneler dikkate alındığı takdirde el Kaide yapılanmasının farklı güç dengesine, eylem ve yöntemlerinde farklı farklı birimlere ayrıldığını belirtiyor.  El Kaide grubunu beş kısımda değerlendiren Michael Morell, sol kısımda herhangi bir tehdit içermeyen plan ve projelerle ilgilenen bir kesim olduğunu ve bunun hemen mukabilinde kitle imha silahlarına sahip bir grubun yer aldığını belirtiyor. Aynı şekilde bu iki grubun arasında soldan sağa doğru güçlü bir grubun varlığından söz eden Morell, bu grubun binlerce kişinin ölümüyle sonuçlanacak eş zamanlı saldırılar gerçekleştirdiğini vurguluyor.  Son iki grubu ferdi eylem kapsamında değerlendiren Morell, birinci grubun yüzlerce kişinin ölmesine imkan veren önemli ferdi eylemler gerçekleştirdiğini ve ikinci grubun ise el Kaide ile bağlantısı olmayıp yalnız kurt olarak isimlendirilen kişilerin eylemleri olduğunu söylüyor. Michael Morell yalnız kurt olarak isimlendirilen ferdi eylemlere 2013 Boston saldırılarını örnek veriyor.  El Kaide’nin eski lideri Usame bin Ladin’in Amerika’nın Irak’a müdahalesine karşı çıkıp Afganistan’ı işgal eden Sovyetlerle aynı yolda yürüdüğünü belirten Morell, Usame bin Ladin hakkında şunları ekliyor; Usame bin Ladin kendini Irak’tan uzak tutmuştur. Afganistan savaşı için bulunduğu dönemlerde Afganistan ve Pakistan arasında ki sınır bölgesinde kendini gizlemiştir. Sonra Pakistan Abbottabad şehrinde bir grup sivillerin bulunduğu yere geçmiş ve altı sene bu bölgede gizlenmiştir.  El Kaide’nin bu aşamada çok tehlikeli bir konuma ulaştığını belirten Morell şunları ekliyor: el Kaide lideri Usame bin Ladin bu süreç içerisinde batıya yapılacak saldırıların planları ile uğraşıyor ve 2001 de 11 Eylül gerekçesi ile Amerika’nın Afganistan’ı işgal etmesi neticesinde zarar gören örgütündeki büyük değişikliklere nasıl çözümler üretebileceğiyle ilgileniyordu. 2001 tarihinden itibaren bu 5 sene zarfında el Kaide yapılanması tehlike olarak artış gösterdi.  İşte bu süreç bize teröristlerle nasıl mücadele etmemiz gerektiği noktasında ciddi bir ders verdi diyen Michael Morell, bu dersin adını “El Kaide dokuz canlıdır” diye isimlendiriyor. Batı, korkulu rüyası olan el Kaide saldırılarını engellemek için bir dereceye kadar baskı yaptığı zaman el Kaide’nin gücünün zayıfladığını söyleyen Morell, bu baskı azaltıldığı takdirde el Kaide’nin kendini hemen yenileyip saldırılarını tekrardan başlattığını ve eski gücünü tekrardan elde ettiğini söylüyor. Bunun, geçen seneler kapsamında defalarca tekrarlanan bir gerçek olduğunu vurguluyor.  Michael Morell kitabında, işgal esnasında el Kaide liderlerinin Afganistan-Pakistan sınırında uzak mekanlara geçtiğini, ancak çoğunun Pakistan’da güvenli evlere yerleştiğini belirtiyor. Bu süreçte bu liderlerin örgütü yenileme çabası içerisinde olduklarına işaret eden Morell, bazılarının ise vatanlarına döndüğünü söylüyor.  Vatanlarına dönen el Kaide üyelerinin, Güney Asya dışında el Kaide’nin düşünce ve fikirlerinin propagandasını yaptıklarını ve en az Güney Asya’da kalanlar kadar tehlikeli bir boyut taşıdıklarını vurguluyor. İstihbarat başkan vekili sözlerini şöyle sürdürüyor:  Bu liderlerden biride 11 eylül saldırılarının mimarı olan ve el Kaide’nin dış operasyonlarında öncü komutan Halid Şeyh Muhammet’tir. Pakistan’da güvenli bir şekilde bulunduğu sıralarda batıya karşı saldırıları içeren proje ve planlar hazırlamaya başladı. Bu proje ve planlarından bazıları başarıya ulaştı. Başarıya ulaşan eylemlerinden biri Tunus Cerbe adasında el Griba sinagogun 2002 yılında patlatılmasıydı. Halid Şeyh Muhammed’in tertiplediği bu saldırıda 19 kişi öldü.  Michael Morell kitabında Afganistan’ı terk eden el Kaideli üyelerin sadece Halid Şeyh Muhammed’in planlarının başarıya ulaşması için çalışmadıklarını aksine bulundukları bölgelerde büyük eylemlerin peşinde olduklarının altını çiziyor. Bu kimselere Endonezyalı el Cenbeli olarak tanınan Rıdvan İsamuddin’i örnek olarak veren Morell, el Cenbeli’nin 202 kişinin ölmesine sebep olan 2002 Bali saldırıları ve 2003 tarihinde Ritz-Carlton ve Marriott otellerine yapılan eş zamanlı saldırıları tertipleyen kişi olduğunu söylüyor.  Michael Morell’in verdiği diğer bir örnek ise o sıralarda Birleşik Emirliği’ne hicret eden Suud asıllı Abdurrahim el Nuşeyri. El Nuşeyri 2000 tarihinde USS Cole (ABD gemisi) saldırısına katkıda bulunan kişidir. 2002 tarihinde yakalanmadan önce bulunduğu yerde petrol taşıyan Fransa gemisine saldırı planını çizmiştir.  11 Eylül saldırılarından sonra el Kaide’ye yönelik yoğun baskı çalışmalarının ve buna ek olarak Pakistanlılarla yardımlaşmanın hızlı bir şekilde meyve verdiğini söyleyen Morell, bunun akabinde el Kaide üyelerinin yakalandığını ve 2002 yılında ilk yakalanan kişinin 1996 tarihinde Usame bin Ladin’in Sudan’dan Afganistan’a geçmesine yardım eden Zeynulabidin Ebu Zübeyde olduğunu belirtiyor.  Ebu Zübeyde’nin el Kaide’ye ait bir çok eğitim kamplarında müdürlük yaptığını ve aynı şekilde Zerkavi ve 50 savaşçısının Pakistan’dan Irak’a geçmesine yardımcı olduğunu belirtiyor. Zerkavi ve savaşçılarının Irak’a geçmesinde ki sebebe değinen Morell, Irak’ta yüzlerce Amerikalının ölmesine sebep olan yeni bir birim oluşturmayı hedeflediklerini söylüyor.  Yazarın belirttiğine göre Ebu Zübeyd’in yakalanmasının ardından bir çok el Kaideli lider yakalanmıştır. Yakalanan el Kaideli liderler arasında en önemli lider 2002 Eylül ayında Karaçi’de yakalanan Remzi bin Şeybe’dir. Bir diğeri ise 2003 Mart ayında yakalanan Halid Şeyh Muhammed’dir. Bu yakalanmalar geri kalan diğer el Kaideli liderleri tekrardan gizlenme ve yer değişikliği yapmaya sevk etmiştir.  Onlardan bazıları İran’a yönelirken bazıları da Afganistan’a sınır Pakistan’ın batısında kalan dağlık bölgelere yönelmelerine sebebiyet vermiştir. Dağlık bölgelerinde yaşayan kabileler el Kaideli liderlere nazaran tanımadıkları yeni kabilelerdi. Bu sebeple yeni bölgelere yerleşinceye kadar buralarda zor bir dönem geçirmişlerdir. Bir çok üyelerini ve finans kaynaklarını yitiren el Kaideli liderler bu süreçte zor bir dönem yaşamışlar. Ancak bu süreç çok uzun sürmemiştir.  Michael Morell Amerika ve İngiltere istihbaratının el Kaide yapılanmasının 2004 yılında tekrardan güç kazanmasından ortak bir korku yaşadıklarını belirtiyor. Özellikle 2004 Mart ayında 1800 kişinin yaralandığı ve 191 kişinin ölmesine sebep olan Madrid saldırılarından sonra korkularının iyice arttığını söyleyen Morell, İspanya tarihinde en korkunç terör saldırısı olarak kaydedildiğini vurguluyor. Ancak ne var ki CIA araştırmaları sonucu Madrid saldırılarının Pakistan kabile bölgelerinde yaşayan el Kaideli liderlerle bir ilişkisinin olmadığını bu eylemi gerçekleştiren kimselerin Mağrib, Suriye ve Cezayirli direnişçilerinin yaptığı bir eylem olduğu kanaatine varılmıştır.  Michael Morell, ABD’nin son beş yılda 11 Eylül saldırılarının benzerini yaşamamak için en önemli silahının insansız hava araçları (İHA) olduğunu belirtiyor. Güney Asya’da bir çok el Kaideli liderin İHA sayesinde öldürüldüğünü ve örgütün ABD’de saldırılar gerçekleştirmesini engellemede yine İHA’lardan faydalandığını söylüyor.  Morell, insansız hava araçlarının el Kaide örgütüne en çok zarar veren silahlardan biri olduğunu Usame bin Ladin’in de kabul ettiğini ve Usame bin Ladin’in insansız hava araçlarıyla özel olarak ilgilenip nasıl çalıştığı ve nasıl hareket ettiğini ortaya çıkartmak ve ayrıca onu başarısız kılmak için çok çaba sarf ettiğini iddia etmektedir.  İncanews

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir