Hama Katliamı Anısına… Geri Çekilmenin Bedeli ve Devrimlerin Yarıda Bırakılması

Bugünlerde 1982 Hama katliamının otuz yedinci yıl dönümünden geçmekteyiz. Seksen olayları, -her ne kadar aradaki süreçte daha büyük katliamlar yaşansa da- Ehl-i Sünnet’in yüreğinde, acı işaretlerini uzun süre silemeyeceği derin yaralar bırakmıştır.

Söylemek istediğim, ödediğimiz ve hala da ödemekte olduğumuz büyük bedel ve devasa faturadır. -Allah göstermesin- başarısız olup geri dönmemiz durumunda bunun kat be kat fazlasını ödeyebiliriz.

Seksenlerde geri çekildik ve faturayı on binlerce kurban, tehcir ve bir şehrin tümünün yerle bir edilmesi şeklinde ödedik. Zafer kazanabilmek ve çocukların izzet ve onur içerisinde yaşaması için ödenmesi gereken bedelin hepsini ödeyebilirdik, ancak biz yolun yarısında geri döndük; felaket gerçekleşti ve insanlar Nusayrilerin köleliğinde yaşadılar. Yeniden bir devrime kalkışabilmek için otuz seneye ihtiyaç duyduk ve devam etmemiz durumunda ödemeyeceğimiz bedellerin yüzlerce kat fazlasını ödedik. Durmamız halinde meydana gelecek felaketin boyutunu düşünmeliyiz: Gelecekte ne kadar bedel ödeyeceğiz? Hezimet, başarısızlık, ümitsizlik ve korku mirasını aşabilecek yeni bir neslin doğması için kaç seneye ihtiyaç duyacağız?

Bizler yol ayrımındayız ve güzellemeye gitmeden meseleyi doğru bir şekilde kavramalıyız. Allah’ın çalışanların amelini ve şehidlerin kanlarını zayi etmeyeceğine imanımızla birlikte, bedelin çoğunu ödediğimizi, geriye ödememiz gereken az bir şey kaldığını, bunu ödemememiz durumunda sunduğumuz her şeyin hiçbir meyve elde edemeden zayi olacağını kavramamız gerekir. Bizler burada Allah’ın değişim ve halkların devrimi sünnetlerinden söz ediyoruz.

Devrim kanunlarıyla ilgili çok önemli bir kanunu bilmeliyiz ki bu, Fransızların betimlemesinde geçen şu ifadedir: “Devrimleri yarıda bırakanlar, kendi kabirlerini kazmaları dışında bir şey yapmamışlardır.”

Çinliler ise bunu şöyle ifade ederler: “Devrimlerin yarıda bırakılması, halkların kabirleridir.”

Devrimin yarıda bırakılmasına dikkat, dikkat. Çünkü bizler kendimizi tehlikeye atmaktayız. Çocuklarımızın geleceğini, dağılma, zayi olma, parçalanma, Şialaşma, Sünni akidenin değişmesi gibi acı dehlizlere maruz bırakmaktayız. O vakit, sabredip kalan bedeli ödemeyi dileriz, ancak pişmanlık hiçbir yarar sağlamaz. Tarihin lanetleri ve evlatların kınamalarından başka bir şey de elde edemeyiz. O günleri yaşayanlara sorun, silahını bırakanlara sorun, yere çakılı kalanlara sorun; size cevap vereceklerdir. Fırsatları kaçıranlara sorun… Tek yardımcımız Allah’tır.

Dr.Mazhar el-Veyz

Kaynak: EBAA NEWS

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir