Herşey Bir Takdir İle Olduğuna Göre Yalnız Allah’tan Korkmalı!

hadisKul,herşeyin Allah’tan geldiğini bildiğine göre yalnızca Yüce Allah’ın huzurunda korku ve saygı duymalı ve yalnızca O’na karşı takvalı davranmalıdır. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “O halde insanlardan korkmayın, benden korkun!”(Maide,54); “Ve yalnız benden korkun!”(Bakara,40); “Kim Allah’a ve Rasulüne itaat ederse, Allah’tan korkar ve O’ndan sakınırsa işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.”(Nur,52); “İşte O, kendisinden korkulmaya layık olandır, bağışlamak da O’na yaraşır.”(Müddesir,56)

Kur’an-ı Kerim’de bu manadaki buyruklar hakikaten de çoktur.

Kulun bir takım şeylerden sakınması kaçınılmaz bir şeydir. Çünkü kul, kendisine itaat olunan bir hükümdar olsa dahi tek başına yaşayamaz. Bir hükümdar bile yönetimi altındaki insanların iyiliğini düşünerek bazı şeylerden sakınmak zorundadır. O halde herbir insan mutlaka takva sahibi olmalıdır.

Eğer Allah’tan korkmaz ve sakınmazsa bu sefer mahlukattan korkmak ve sakınmak zorunda kalır. Bütün mahlukatın ise aynı anda bir kişiye sevgi ve nefret duymaları imkansız birşeydir. Aksine birisinin istediğini diğeri nefretle karşılayabilir.hepsini razı etmeye imkan yoktur. Nitekim İmam Şafi-Radıyallahu Anh- böyle demiştir: “İnsanları razı etmek, ulaşılamayan bir amaçtır. O halde sen,kendi halini düzelten işe bak, ondan ayrılma onun dışındaki herşeyi bir kenara bırak, onları önemseme. Yaratıkları razı etmek, ne gücün çerçevesinde olan bir şeydir; ne de emrolunmuş bir şeydir. Yaratanı razı etmek ise güç yetirilebilen ve emrolunan bir husustur.

Aynı şekilde yaratığın Allah’a karşı hiçbir faydası yoktur. Kul, rabbinden korkarsa insanları razı etmek külfetinden Allah(c.c.) O’nu kurtarır. Nitekim Ayşe-Radıyallahu Anh-, Muaviye’ye böyle yazmıştır ve yazdığı bu mektup, merfu olarak rivayet edildiği gibi yalnız ona mevkuf olarak da rivayet edilmiştir: “Kim insanları öfkelendirmek pahasına Allah’ı razı ederse Allah kendisinden razı olur; insanları da kendisinden razı etmiş olur. Kim de Allah’ı gazaplandırmak suretiyle insanları razı etmeye kalkışırsa, insanlar arasından onu övenler, onu yermeye koyulurlar.”[i]

Allah’ı razı eden bir kimseyi Allah, insanları razı etmek külfetinden kurtardığı gibi ondan da razı olur. Daha sonra onlar da O’ndan razı olurlar çünkü güzel akıbet takva sahiplerinindir. Allah böhyle bir kulu sever, insanlar da onu sever. Nitekim Buhari ve Müslim’de Rasul-Sallallahu Aleyhi vesellem-in şöyle buyurduğu kaydedilmektedir: “Allah kulunu sevdi mi; Ey Cebrail diye nida eder. Ben filanı seviyorum, sen de onu sev! Bunun üzerine Cibril onu sever. Sonra Cibril semada şöyle seslenir: Şüphesiz Allah, filanı seviyor; siz de onu sevin! Bunun üzerine semadakiler de onu severler. Daha sonra o kimse için yeryüzünde kabul görme vasfı yerleştirilir.[ii]

Rasulullah, buğz ve nefret hakkında da buna benzer ifadeler kullanmıştır.

Hadis-i şerif, her mahlukun mutlaka ya bir yaratılmıştan yahut da yaratıcıdan korkmasının kaçınılmaz olduğunu açıklamaktadır. Yaratılmıştan korkmanın bir zararı bir çok bakımdan faydalarında daha ağır basmaktadır. Allah’tan korkmak(takva) ise dünya ve ahiret saadetinin sebebidir.

Yüce Allah kendisinden korkulmaya gerçekten layıktır. Aynı şekilde O, mağfirette bulunmaya da ehildir. Günahları bağışlayan O’dur, hiçbir yaratılmış günahları bağışlamaya kadir değildir. Allah’tan başka hiçbir kimse de bu günahların azabından kimseyi koruyamaz. O, koruyandır. O’na rağmen kimse, kimseyi koruyamaz.

Seleften birisi şöyle demiştir. Takva sahibi bir kimse asla muhtaç olmaz. Çünkü Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: “Kimse Allah’tan korkarsa ona bir çıkış yolu ihsan eder ve ona ummadığı bir yerden rızık verir.”(Talak,2-3)

Görüldüğü gibi Yüce Allah, takva sahiplerine insanların darlanıp zorlandıkları şeylerden bir çıkış yolu göstermeyi, ummadıkları bir yerden kendilerini rızıklandırmayı taahhüt etmektedir. Eğer bu gerçekleşöeyecek olursa takvada bir halel olduğunu gösterir. O bakımdan Yüce Allah’tan mağfiret dilesin. O’na tevbe etsin. Daha sonra da Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Kim Allah’a tevekkül ederse O, kendisine yeter.”(Talak,3) Yani Allah, o kimseye kafi gelir ve onu başkasına muhtaç kılmaz.

İbn-i Ebi İz El Hanefi,Şerhu’l Akidetu’t Tahaviyye


[i] İbni Hibban 276; el-Kudai,Müsnedu’ş Şihab 499,500; el-Humeydi, Müsned 266…

[ii] Buhari 3209, 6040; Müslim 2637

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir