Ümmü Said: “İnsan Hakikati Aramak İsterse O Zaman İslam’a Gelir!”

Esselamu aleykum kardeşlerim!

Bugünlerde, şehadetinin üzerinden bir yıl geçmesi vesilesiyle oğlum Said’i anımsayarak bu vesileyle bazı hatırlatmalar yapmak ve çıkarımlarda bulunmak istedim.

Birçok değerli kardeşimiz bu hayattan sonsuzluğa gittiler. Ve inanın ki ben, eskiden olduğu gibi onların asil yüzlerine, bu hayattaki son saniyeleri olan o ana temas etmeye çalışarak dikkatle bakıyorum. Önceleri kalbim hepsi için çok büyük acılar duyuyordu. Fakat şimdi, oğlum hakkında yazmaya başlamadan evvel birkaç satır ilave etmek istiyorum.

Evet, O gerçekten de cennete aşıktı ve büyük bir hasret içinde ona koştu. İşte bu, O’nun gerçekten de samimi bir müslüman olduğunun apaçık bir kanıtıdır. Ve bunun dışında karakter olarak çok ince fikirli ve özellikle ev halkına karşı çok yumuşak biriydi. Dünyalık şeylere karşı olan münzeviliği ise çok şaşırtıcıydı. Ben de çocuğuna çok düşkün bir anne olarak O’na her zaman en güzel elbiseleri giydirmeye çok heves ederdim. O ise bu gibi şeylere karşı olağanüstü bir biçimde umarsızdı ve eşyalarını hep başkalarına dağıtırdı. Henüz çocukluğunda, on yaşlarındayken kültür-fizik dersinde yeni spor kıyafetlerini giymek istememişti. Bunun sebebini de şu şekilde açıklamıştı: “Bunlara sahip olamayan insanlardan daha iyi görünmek istemiyorum!” Öyle ki eğer cimrilik hakkında bir ders okuduysa diğer insanlardan daha üstün gözükmek istemezdi çünkü buna hakkı yoktu. Eğer her konuda ölçülü olmak yahut da kardeşler arasındaki ilişkiler hakkında konuşmuşsa bunlarda da her zaman dosdoğru olmuştur. O’nu tanıyıp da kibirli ve aldırmaz bir karakteri olduğunu söyleyecek tek bir kişinin dahi olacağını sanmıyorum.

Kimi zaman Said’den bahseden Rus medya organlarında O’nun Müslümanlara hitab ettiği konuşmalarının “ele geçirildiği” kimselere rastlanıyor. Bu derslerde olan şey, ki muhtemelen kafirlerden çok azı bunu biliyor, konuşmalar genelde tarihin temelleri hakkında devam eder. Çok eskiden yaşamış salih kimselerin hayatları hakkında… Rus otoriteleri acaba tarihi mi yasaklamak istiyorlar? O zaman tüm yıldönümlerini, vatan hakkındaki ve büyük savaşlar hakkındaki herşeyi yasaklamaları gereklidir. Fakat derslerdeki konuşmalar başka ülkeler hakkında oluyorsa o zaman bütün bir tarihi yasaklamak ve okullardaki tüm konuları iptal etmek gerekir. Rus basını dar görüşlü sözde Rus Müslüman ideologlar tarafından inanılmaz derecede manasız ve sakat fikirlerle uyuşturulmuştur. Görünen o ki, kafir bilincinde farklı suretler yoktur ve olamaz da! Bunun için yanlarında her zaman çeşitli örnekler vardır. Gerçi hepsi de bunu bilmekte ve herşeyden çok bundan korkmaktadırlar. Genç insanların gözleri açılmasın, doğru bilgilere ulaşamasınlar diye… Eğer Said’in sohpetlerinden kısacık bir bölüm, onlar için böyle bir korkuya ve O’nun ismiyle bağlantılı herşeyi yasaklamalarına neden oluyorsa demek ki O, kendinden sonrası için sadece gençlere değil tüm Müslümanlara güzel bir örnek bırakmıştır.

Bilindiği gibi insanlar çeşitli vesilelerle İslam’a gelirler. Gerçekten de herkes basit bir ilgi duymayla bu dini araştırmaya başlıyor. Şimdilerde Buryatya’da birçok gencin telefonlarının ekranlarında Said’in fotoğraflarının olması boşuna değildir. Bu demektir ki O, onlar için sadece gurur duydukları bir hemşehri değildir. Bu dine ilgi, sadece bu hemşehrinin ismiyle başlayabilir mi? O’nu anımsatan şeyleri yasaklamalar veya O’nun imajıyla alakalı çarpıtmalar, ki Rus otoriteleri aslında Said gibi isimlerden çok korkuyorlar, Rus toplumunun sahip olduğu iğrenç realitesiyle olan savaşta bir örnek olabilir. Ancak insan gerçeği aramaya başlarsa o zaman mutlaka İslam’a gelir. Oğlum hakkındaki bu hatırlatmayı, şehadetinden önce alınan son mektubundan ufak bir alıntıyla bitirmek istiyorum:

“Sonra kafirler, bunun ‘Vahhabilerin ideologu’nu ortadan kaldırmak’ için iyi bir fırsat olduğuna karar verdiler ve bizim bağlantı kurduğumuz noktaya helikopterleri gönderdiler. Bizde ise Pulumiyot bile olmadığı gibi dağdan savrulan karlar da hızla aşağı geldi. Ve yalnızca daha aşağıda, karın olmadığı bir yerde sakince dinlenmek mümkündü. O da kükürt ormanının zeminiydi. Orada kardan dolayı farkedilmiyorduk. Kafirler uzun menzilli topları ile dağın üst tarafına top ateşine başladılar. İnsan üstü bir hız geliştirmek zorundaydık. Özellikle 50 kg.’lık ağır bir tank mermisi yanımıza düştüğündeŞimdilerde şuna inandım ki; artık bu dünyadaki yürüyüşümün sonuna geldim. Bunun için çok yol yürüdüm ve nihayet diyebilirim ki ulaştığım bu nokta, bir Müslüman’ın bu hayatta gidebileceği herşeyin sınırıdır. Sadece son bir imtihan ve Allah yolunda, O’nun huzuruna giderken amellerimizden dolayı utanç duymamamız için dosdoğru bir şekilde ölmek kaldı. Şimdi sadece zamanı şaşmayan bir randevuda ölüm meleğiyle karşılaşmak kaldı.

Birçok kardeş bu yolda şehid düştü ve ben ise ızdırapla ne zaman birilerinin daha gideceğini merak ediyorum. Onların cihad yolunda düştüklerini bilsek dahi bu ayrılığa dayanmak çok güç oluyor. Fakat biliyorum ki, er ya da geç ben de onların peşinden gideceğim ve bu yüzden Allah’a, dosdoğru bir şekilde ölmek için dua ediyorum.

İşte böyle anne! Bunu sana daha evvel söylemek istedim fakat bir türlü fırsat olmadı. Sen de biliyorsun ki önceden, aileyi ikinci plana çeken bir hayli işim vardı ancak şimdi ve bir süredir… Yalnız seni unuttuğumu filan düşünme! Evet, şimdi senin için eskisi kadar endişe etmiyorum fakat yine aynı şekilde sizleri düşünüyorum.

Ve yine benim için dua etmeyi unutma! Artık inşallah orada, tüm acı ve ızdırapların biteceği, ebedilik ve Allah’ın rızasının olduğu yerde buluşuruz. Bu, hepimizin hayalini kurduğu sondur.

Oğlun Said…

Ümmü Said Buryatyalı

Hunafa.Com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir