İslam Ümmetinden Bir Grup,Kıyamete Kadar Hak Üzere Üstün Gelecektir

Ey iman edenler! Allah’tan hakkıyla korkun ve ancak Müslümanlar olarak can verin. (3/Âl-i Imrân/102) Allah’tan hakkıyla korkun ve sizin için koyduğu dosdoğru dine sımsıkı sarılın. İnsanların çoğunluğu hak yoldan saptıklarında sizlere, atanız İbrahim aleyhisselam’ın dinini bağışladığı için O’na şükredin. Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem’in yolu üzere, Allah’a ibadete sımsıkı tutunun. Çünkü bu; selamet ve kurtuluştur, üstünlük ve yüceliktir. Allah’a isyan etmekten sakının. Çünkü bu, acı verici bir cezayı ve azabı gerektirir.

Allah’tan hakkıyla korkun! (Allah’a döndürüleceğiniz, sonra da herkese hak ettiğinin eksiksiz verileceği ve kimsenin haksızlığa uğratılmayacağı bir günden sakının!) (2/el-Bakara/281)

Ey Müslümanlar! Allah Teâlâ’nın genel olarak yeryüzü ehline ve özel olarak Müslümanlara bağışladığı nimetlerin en yücesi İslam nimeti ve Rahmet Peygamberi sallallahu aleyhi ve sellem’in peygamber olarak gönderilmesidir. İslam gelmeden önce yeryüzü ehli –Ehli Kitap’tan çok az bir grup ve İbrahim aleyhisselam’ın hanif inancı üzere kalanlar hariç- kopkoyu bir karanlık ve sapıklık içerisindeydi. Semavi dinlerin mirasçıları ve putperest inanca sahip olanlar, arınmış nefisleri ve bozulmamış fıtratları, putların eşiğinde kurban ettiler ve cahiliye derinliklerine daldırdılar. Harem-i Şerif’in yanlarına putlar diktiler ve akılları, zulüm labirentlerinde kaybettiler. Böylece, semavi dinlerin nuru silindi ve şeytan, ademoğulları ile oynadı. Yeryüzü ehlinin Allah katından gönderilecek ve onları, karanlıklardan aydınlığa çıkaracak bir elçiye ihtiyacı arttı. Merhametlilerin en merhametlisi Allah’ın rahmeti onlara yetişti ve peygamberlerin sonuncusu ve rasullerin efendisi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem peygamber olarak gönderildi. O’nunla yeryüzü, karanlıktan sonra aydınlığa kavuştu. İnsanlar, dağınıklıktan sonra O’nun etrafında toplandı. Yüce İslam, beşeriyete bütün hayırları getirdi ve her türlü kötülüğü onlardan uzaklaştırdı.

O; yanlarındaki Tevrat ve İncil’de yazılı buldukları ümmi peygamberdir, elçidir. Onlara iyiliği emreder, onları kötülükten meneder ve onlara temiz şeyleri helal, pis şeyleri haram kılar. Ağırlıklarını ve üzerlerindeki zincirleri indirir. Allah O’nun için arkadaşlar ve yardımcılar seçti. Onlar, Allah Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem’in sahabileridir. İnsanların en iyi kalplileri, en çok ilmi olanları ve en az yapmacık davrananlarıdır. Allah yolunda hakkıyla cihad ettiler. Bizim için dini korudular ve bizlere, şeriatı naklettiler. Yeryüzünün doğusunda ve batısında adalet ve merhametle İslam’ı yaydılar. Öyle ki, Allah onların eliyle İslam’ı bütün dinlere üstün kıldı. Mecusilerin ateşini söndürdü ve Yahudilerin büyüklenmesini yerle bir etti. Hıristiyanların sapıklığını ortaya çıkardı ve putları kırdı. Yeryüzüne adalet; kalplere anlayış ve Allah korkusu, merhamet ve iman doldu. Ülkeleri cihad ile, kalpleri ilim ve hikmet, örneklik ve merhamet ile fetheden komutanlar ve liderler çıktı. İnsanları; kullara ibadetten, kulların Rabbi’ne ibadete çıkardılar. Batıl dinlerin zulmünden İslam’ın adaletine, dünyanın darlığından dünya ve ahiret genişliğine çıkardılar. İlim pınarlarını fışkırttılar ve ilim okulları ve dünya mektepleri, onların dünyada daha önce eşi görülmemiş ilimleri ve eserleri ile doldu.

İşte bu, Allah Teâlâ’nın mükemmelliğine şahitlik ettiği İslam Dini’dir. Allah Subhânehu şöyle buyurur: (Bugün size dininizi ikmal ettim ve üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’ı beğendim.) (5/el-Mâide/3)

Ey Müslümanlar!.. Şeytan ve taraftarları bu dine karşı durdular ve hâlâ da azılı düşman tavrına devam etmektedirler. İslam’ı yok etmek, insanları ondan alıkoymak veya onu kötü göstermek için sahip oldukları bütün araçları kullandılar. Ona karşı savaştılar fakat o, onları yendi. Onu, kendi beldesine hapsetmek istediler fakat o, bütün engelleri yıktı. Nurunun parlaklığı yeryüzünün her yanına uzandı. Sağlıklı kalpler ve düzgün fıtratlar onu kabul etti. Çünkü o, Allah’ın dinidir. Her zamana ve mekana uygun olan fıtrat dinidir. Onun hükümlerine ve şeriatına şüphe atmak istediler. Attıkları şüphe okları kendilerine geri döndü. Bu din ise, indiği gibi taptaze ve tertemiz kaldı.

Müslümanların arasına hilekar münafıklar da karıştı. Allah onların içlerinde gizlediklerini ortaya çıkardı ve Kıyamet gününe kadar onlardan sakınmaları için Müslümanlara, onların alametlerini açıkladı. (Andolsun ki sen onları konuşmalarındaki bozukluktan tanırsın.) (47/Muhammed/30) Aynı şekilde, düşmanlık ve ayrılık sokmak için din düşmanları da Müslümanların arasına girdi. Bir çok fırka ortaya çıktı. Bu, ümmetinin yetmiş üç fırkaya ayrılacağını ve biri hariç hepsinin ateşte olduğunu bildiren Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in sözünü onaylıyordu. Bu tek fırka, Fırka-i Naciye / Kurtulan Fırka’dır. Ehli Sünnet ve’l Cemaat’tır. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in ve ashabının üzerinde yürüdüğü yol üzere olanlardır. Bu fırka, Allah’ın izniyle hâlâ vardır ve Kıyamet gününe kadar da var olmaya devam edecektir. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: “Ümmetimden bir grup açıkça hak üzere olmaya devam edecektir. Onları terkedenler ve onlara karşı çıkanlar onlara zarar veremez. Allah’ın emri gelinceye kadar onlar bu halde olmaya devam eder.” Bu hadisi, Müslim rivayet eder.

İşte böylece, Allah’ın Dini ve ona tutunan üstün kalır. Kim de ona muhalefet ederse, ancak kendine zarar verir ve Allah’a hiçbir zarar veremez.

İslam Ümmeti!.. İnsanlar arasındaki ihtilafa ve dinlerindeki ayrılıklara rağmen, bazı asırlarda ve bazı ülkelerde cehaletin ve heva ve hevesin yayılmasına rağmen, Allah Teâlâ İslam Ümmeti’ne karşı merhametlidir. Kıyamet gününe kadar bu ümmette hayır kılmıştır. İslam Dini hiçbir zaman, ümmeti engellerden ve şüphelerden arınmış doğru dinine geri dönmeye çağıran ve yönlendiren; asıl kaynağa, Kur’an ve Sünnet’e sevkeden Rabbani alimlerden yoksun kalmamıştır. Tâ ki toplum, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem ve ashabının üzerinde yürüdüğü yol üzere olsun. Bu, Allah’ın her zaman geçerli kuralıdır. Bununla birlikte; kafirlerden ve münafıklardan, ajanlardan ve provakatörlerden oluşan İslam düşmanları da hâlâ vardır ve güçlerinin yettiği bütün hile ve tuzakla, uydurma haberlerle ve münafıkları kışkırtarak İslam’a karşı savaşmaktadırlar.

Dikkat edin; Allah’ın Dini apaçıktır. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in sünneti apaçıktır. İslam yolu, gecesi gündüzü gibi aydınlıktır. Ondan ancak helak olanlar sapar. İslam’a yönelen oklar kendi sahiplerine geri dönecektir. Ve İslam, Allah’ın korumasıyla sağlam bir kale ve yüce bir dağ olarak kalacaktır. (Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Halbuki kafirler hoşlanmasalar da, Allah nurunu tamamlamaktan asla vazgeçmez.) (9/et-Tevbe/32) (Müşrikler istemeseler de dinini bütün dinlere üstün kılmak için Peygamberini hidayet ve hak ile gönderen O’dur.) (61/es-Saff /9)

Ey Müslümanlar!.. Allah Teâlâ’dan hakkıyla korkun. Bilin ki; sözlerin en hayırlısı, Allah’ın Kitabı’dır. Yolların en hayırlısı, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in yoludur. Amellerin en kötüsü sonradan uydurulanlarıdır. Sonradan uydurulan her amel bid’at, her bid’at sapıklık ve sapıklık da ateştedir.

Kur’an ümmeti! Tevhid ve iman ümmeti! Müslüman; Allah’ın, dostlarına yardımından ve onları savunmasından şüphe etmez. (Allah iman edenleri savunur.) (22/el-Hacc/38) (Allah; “Elbette ben ve elçilerim galip geleceğiz” diye yazmıştır. Şüphesiz Allah; güçlüdür, izzet sahibidir.) (58/Mücadele/21) (Allah, kafirler için mü’minler aleyhine asla bir yol vermeyecektir.) (4/en-Nisa/141)

Fakat bu; dini için çalışmayan ve doğru dinini değiştiren, tevhid ve sünnete karşı savaşan, Allah’ın şeriatından başkasını uygulayan, çokça günah işleyen ve Allah dostlarına düşmanlık edenler için değildir.

Allah’ın savunması, yardımı ve hükümran kılması ancak dinini sımsıkı tutan, Kur’an ve Sünnet’te gelene sımsıkı sarılan, heva ve hevesi terkedip hidayete uyan, niyetini ve amelini Rabbi’ne has kılan içindir. İşte o zaman onun için gökyüzünün vaadi gerçekleşir. (Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a (dinine) yardım ederseniz O da size yardım eder ve ayaklarınızı kaydırmaz. İnkar edenlere gelince, onların hakkı yıkımdır. Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmıştır.) (47/Muhammed/7-8) (Allah kendisine (kendi dinine) yardım edenlere muhakkak yardım eder.) (22/el-Hacc/40) Kuru gürültü çıkaranlar ve haddi aşanlara gelince; (Onlara karşı Allah sana yeter. O; işitendir, bilendir.) (2/el-Bakara/137)

Müslümanın dininden ve inancından taviz vermesi, ilkeleri ve sabit değerleri üzerine pazarlık yapması caiz değildir. Aynı şekilde; bazı Müslümanların veya dinlerinde aşırı gidenlerin ve davranışlarıyla kendilerini tehlikeye atanların hatalarını uymamız gereken hakkı terketmek için bahane göstermek de caiz değildir. (Allah’ın ayetleri sana indirildikten sonra, artık sakın onlar seni bu ayetlerden alıkoymasınlar. Rabbine davet et. Asla müşriklerden olma!) (28/el-Kasas/87)

Alıntıdır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir