İslami Bir Kafkasya Rusya ile Neden Uzlaşamaz?

Bu soruyu cevaplamak için öncelikle şunu dikkate almamız gerekir ki İslam, diğer dinlerin aksine ibadet konularında ödün vermez ve küfürden teberi olmak için kesin yükümlülükler dayatır.

İslam, sadece Kafkasya’ya değil tüm insanlığa gönderilmiştir. Bununla birlikte Müslümanlar, kendi sınırlarını muhafaza etmeli ve kafirlerden ayrılmalıdırlar. Çünkü hem Allah’a hem de tağuta ibadet etmek imkansızdır. Bu, Mekke ekabirine şöyle diyen Nebi(s.a.s.)’nin dediklerine uyar: Ey kafirler! Ben, sizin ibadet ettiklerinize ibadet etmem. Siz de benim ibadet ettiklerime ibadet etmezsiniz. Ne ben sizin ibadet ettiklerinize ibadet ederim ne de siz benim ibadet ettiğime…Sizin dininiz size benim banadır!”  [El-Kafirun]

Bu basit mantıktan devam edersek müminler, dini yaşamlarında kendilerini ayırt etmelidirler. Bu da ancak onların iş ve eylemlerinde özgür oldukları bir durumda mümkün olabilir. İnsan, esasında özgür olarak yaratılmış ve başka kullara kulluk etmekten men edilmiştir. Çünkü Yüce Allah O’na, kendi kanunlarını yeryüzünde uygulama görevi vermiştir. Tüm yeryüzünde…

Fakat insan yapısı, tek olan dini parçalara ayırmıştır: Budizm, Musevilik, Hıristiyanlık vs. Allah’ın indinde yalnızca tek bir din vardır ve o da peygamberlerin adıyla çağırılmaz. Hakiki dinin adı bizzat Rab tarafından konulmuştur ve tamamen O’nun özünü yansıtır. İslam kelimesi “teslimiyet” anlamına gelir. Nebi(s.a.s.), insanları teslimiyete yani İslam’a çağırdı. Müslümanlar dünyayı İslam’a davet ettikleri zaman bu, yalnızca Allah’a itaat ve ibadet etmektir. Kimse bu çağrının Musevilik yada Hıristiyanlıkta da olduğunu iddia edemez.

Böylece “İslam nedir?” sorusuna cevabımız: “Yüce Yaratıcıya boyun eğmektir” olur.

İlahi hukuk

Halklar ve devletler, yüzyıllardır ilahlarının üstünlüğü için savaş vermektedirler. Bu çatışmalarda galip olan, gücü eline geçirir, kendi ilahının hukukunu yerleştirir ve kendi ilahı ya da kralının, devletinin vs. adına hukuk uygular. Bunların tümü ilahidir ve gücün sahipleri tarafından tam olarak yüceltilir.

Bu hukuka bağlılık parlamenterin, monarşinin veya parlamentonun tercihidir. Bu, onları hukuk yaratma- yasaklama, emretme, cezalandırma vs. haklarını onamadır. Bu demektir ki, başka bir hukuk olamaz ve bu kanunlara itaat, kutsal bir ibadettir.

Kendi hukukunu empoze eden birisi, “başka kanun yoktur” demektedir. Kuran da bunun gibi; “Allah’ın yasalarına uymayan hiçbir şey yoktur” demektedir. Rusya da “Kremlin’den gelmeyen hiçbir şey yoktur” demektedir. Böylece Rabbin egemenliğinin tevhidini parçalamaktadır.

Daha geniş bir açıdan bakarsak; hakimiyetin merkezi olarak çıkan tüm devletler, Allah’ın hakimiyetine muhalefet ederler. Uzlaşmaz bir tutum benimserler ve kendi yasalarını tesis etme savaşı verirler. Öyle ki Rusya da, Allah’ın hüküm hakkından kurtulma girişimine destek vermiştir.

Şüphe yok ki, Rusya ve İslami bir Kafkasya arasında hangi yasaların üstün olacağı konusunda mücadele vardır. Allah’ın hukuku mu yoksa tanrı tanımaz hukuk mu? Diğer bütün meseleler barışçıl bir biçimde çözülebilir. Bu, işgal altındaki İçkeriya’daki Moskova yanlısı rejimde açıkça örneklendirilebilir: mevcut rejime her şey serbesttir. Ve Rusya kanunlarının üstünlüğü için her şey affedilmiştir. Bugün Rusya Başkanı, dün “terörist” olarak çağırdıklarını kucaklamakta ve bolca parayla ödüllendirmektedir.

Allah’ın dinini tecdid

Yaratıcımız, yüce ve kadir olan (azze ve celle), yeryüzündeki farklı insanları farklı dinlere ayırmamıştır. Allah’ın dinindeki tevhid prensibi sabittir. Musa, İsa, Muhammed ve diğer tüm resuller(a.s.m), İslam’ı tecdid etmek ve insanları yapay kanunlardan Allah’ın kanunlarına iletmek için gönderilmişlerdir. Tüm resuller, Rablerine itaat ettiler. Bu demektir ki hepsi de Müslüman’dır.

Musa(a.s.), kavmini zamanın süper gücü Mısır’ın dışına çıkardı. O(a.s.), Mısır ile uzlaşı içinde değildi. Halbuki Mısır Faroah mahkemelerinde yüksek bir statü alabilirdi. Böylece Beni İsrail’in kötü durumunu düzeltebilirdi. Ama O, kavmini ıssız bir yere açlığa getirdi. Bunun yegane sebebi, sadece bir ilaha kulluk etmeleri ve O’nun hukukuna bağlı kalmalarıydı.

Keza İsa(a.s.) da pagan Roma yönetimiyle uzlaşmadı. Yahudi elitleri ise lüks içinde yaşıyorlardı. Neden İsa(a.s.), onlara İncil ile gönderildi? Her şeyden evvel onların Tevrat’ı vardı. Çünkü Yahudiler, Allah’ın kanunlarını tahrif etmişler ve Yahudi olmayanlarla alakalı, Roma hukukuna uyumlu bir kanun yapmışlardı. İsa(a.s.), Allah’ın kanunlarına dönemeye davet etmesiyle onların gazabını ve düşmanlığını çekmişti. Bu, onların ölçülü hayat tarzını ihlal etmiş ve onların Roma tarafından garanti edilen imtiyazlarından mahrum bırakmıştı.

Şimdi kendilerini Hıristiyan olarak kabul eden Ruslar, daha müsamahalı görünmeye çalışıyorlar: “God ve Allah bize yardım etsin” diyorlar. İki adet tanrı olduğunu farz ediyorlar. Gerçekte ise yegane ilah vardır, O da Allah’tır.

Bir enstrüman olarak güç:

Bugün insanlar, çoğunluğun her zaman haklı olduğu ve azınlıkta kalanların da onlara itaat etmesi gerektiği fikrine alıştırılmışlardır. Fakat bu düzen, kitleleri aldatıp kontrol altında tutmaya çalışan güç sahipleri tarafından uydurulmuştur. Bu prensip üzerine sözde “demokratik seçimler” düzenlenmektedir.

İslam için bu, kabul edilemez. Bu dünya öyle bir düzen üzerine inşa edilmiştir ki, şuur ve yetenek daima az bir topluluktadır. Kuran’da denildiği gibi; onlar lider diğerleri ise yönetilendir. Kimse çoğunluğun liderliğini tartışamaz. İnsanların çoğu yönetilir ve bu demektir ki onlar, tercihlerinde özgür değillerdir. Ve sadece liderlerinin fikirlerini taklit ederler. Bu nedenle toplumların seçilmiş yöneticileri, meşru değillerdir. Onlar ve partileri yalnızca başkalarını ikna etmeyi başarmış güç sulta sahiplerinin maşalarıdırlar.

İslam’ın hakimiyet sorununa ilişkin yaklaşımı ise oldukça tavizsizdir. Modern terminolojiyle söylersek; yasal lider, müminlerin en takvalı olanıdır. Bir Müslüman, kendisini egemenlik için öneremez. Aksine başkaları tarafından önerilir. Hakkıyla Allah korkusu taşıyan bir lider, kendisini atayan insanların hizmetçisidir. Tabi ki böyle bir seçim sistemi, ne Rusya ne de dünyada var olan diğer sistemler tarafından kabul edilemez. Onlar gerçekten her şeyin yaratıcısıyla uzlaşmazlar. Dolayısıyla başlıca misyonu adil bir düzen üzerine adil bir toplum kurmak olan tüm Müslümanlar gibi, İslami bir Kafkasya da Rusya ile asla bağdaşmaz.

Yusuf İbrahim 

Kavkaz Monitor ajansı editörü

Kavkaz Center

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir