İslami Üniversitelerin Öğrencilerine…

Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir; salât ve selam, Peygamberimiz Muhammed(s.a.v.)’e, ailesine ve ashabına olsun!

İslam Üniversitelerinin öğrencilerine, Cihada çıkmalarına yönelik olarak, defalarca tekrarlanan ve başarısız olan çağrılardan sonra ilim talebelerine açık bir mektup yazmaya karar verdik.

Sözde “ilim talebeleri” arasından sık sık Kafkasya Mücahidlerinin İslam’ın basit temellerini bilmediklerini duyarız fakat ne zaman onlara gidip ilimleriyle yardımcı olmaya davet etseniz; “…kalplerinde hastalık bulunanların sana ölüm baygınlığıyla baktıklarını…” (Muhammed, 20) görürsünüz.

Birçok bahane duydum. Bunlardan biri “kapılar” bilgiye açılmıştır ve O tam da Mücahidlere katılmak üzereydi (neredeyse 10 yıl sonra). Diğeri sözde “Müftülüğün” varlığıyla camilere davete gidecekti. Üçüncüsü diyor: “beni bir beş yıl daha rahatsız etmeyin!”

Şimdi size sesleniyorum Allah’ın emrinden kaçanlar! Size birkaç söz söyleyeceğim. Tüm adil şeyhlerin, Kafkasya’daki Cihadda yer almanın, sizin üzerinize yükümlülük olduğunu bildirdiklerini işitmediniz mi?

Abdullah bin Mübarek, bir yıl ilim için çalıştı diğer yıl Şam sınırında ribat yaptı. Sizin için dersleriniz bu kadar değerliyse neden en azından tatillerinizde Cihada katılmıyorsunuz? “Yol bilmiyoruz” mu diyorsunuz? Fakat Allah’a yemin ederim ki, Cennete gitmeye istekli olanlar için orada yol her zaman vardır. Siz düşünüyorsunuz ki; Şeyh bin Baaz’ın veya Useymin’in (Allah onlara rahmet etsin) arkadaşlarıyla oturduğunuz için cennete gideceksiniz. Bir sahabe, Beşir bin Hasasiye (Allah ona rahmet etsin) infak ve Cihaddan hariç tutulduğu takdirde İslam’ı kabul edeceğini belirttiği zaman Hz. Peygamber(s.a.v.) O’na dedi ki:

“İnfak yok, Cihad yok. O zaman sen nasıl Cenneti elde edeceksin?”

Allah üzerine üç kere yemin ederim ki, hasta, sakat ya da kör değilseniz Cihadı terk etmeniz için hiçbir mazeretiniz yoktur!

Allah(c.c.) diyor ki:

“(Savaşa katılmamaktan dolayı) Köre bir sorumluluk yoktur. Topala bir sorumluluk yoktur. Hastaya bir sorumluluk yoktur. Kim Allah’a ve Resulü’ne itaat ederse onu altlarından ırmaklar akan cennetlere sokarız. Kim de yüz çevirirse onu acıklı bir azapla cezalandıracağız.” (Fetih, 17)

Çoğunuz spor yapıyorsunuz, içinizde dilenciye benzeyen kimse yok.

Kafkasya’daki Cihadın zorunlu (farz) olduğunu bizden daha iyi biliyorsunuz. İşte bunun için sessiz kalıyor ve bunun için Said Buryatski’yi Mücahidlerin arasında görünce başka taraflara bakıyorsunuz!

Mübarek Kuran diyor ki:

“Ey Müminler! Size ne oldu da: ‘Allah yolunda savaşa çıkın’ dendiğinde yere çakılıp kaldınız? Ahretten vazgeçip dünya hayatına mı razı oldunuz? Ama dünya hayatının faydası ahret hayatının yanında pek azdır.” (Tevbe,38)

Yeryüzüne ne kadar ağır bir biçimde yapıştınız! Bunun için Şeyh Ebu Ömer (r.h.) – Babayurt’ta şehit düştü, sizin zekât dilendiğiniz Suudi Arabistan’ın vatandaşı ve ibni Useymin’in talebelerindendi- benzer bir durum hakkında şöyle demişti:

“Yüce Allah, ilim sahibi olup da O’nun ayetlerini bilerek buna uygun bir şekilde davranmayan insanları kitaplarla yüklü eşeklerle ve dilini sarkıtıp soluyan bir köpekle mukayese etti, hayatta kaldıkları sürece her şeyi yapacaklar. Onlar Allah’ın ayetlerine uygun yaşamaya ya da yenilik bulmak için kaygılanmazlar. Böyle insanlar, yere (dünyaya) tamamen yapışıp kalmış ve şeytanın takipçileri olmuşlardır. Ve ihtiras, onların yolu olmuştur. Yeryüzüne ne kadar ağır bir şekilde yapıştınız!

Yüce Allah şöyle buyuruyor:

“Kendilerine Tevrat yüklenip de sonra onu taşımayanların durumu, tıpkı ciltlerce kitap taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah’ın ayetlerini yalanlayanların durumu ne kötüdür. Allah zalimler güruhunu doğru yola erdirmez.” (Cuma,5)

O (c.c.) yine şöyle buyuruyor:

“Ve onlara, kendisine ayetlerimizin ilmini verdiğimiz halde bundan kaçan ve şeytanın da peşine düştüğü ve nihayet sapıklardan olan kimsenin hikâyesini anlat. Dileseydik onu o ayetlerle yüceltirdik. Fakat o, alçaklığa saplandı kaldı, kendi heva ve hevesine uydu. Onun durumu, kovsan da kendi haline bıraksan da dilini çıkarıp soluyan köpeğin haline benzer. İşte halimizi yalanlayanların hali de böyledir…” (Araf, 175-176)

İmam Kurtubi, bu ayeti yorumlarken şöyle diyor: “bu, Kuran’ı bilip de ona uygun yaşamayan herkes için bir misaldir.”

Yine Şeyh Ebu Ömer diyor ki:

“Ümmetin zayıflamasının ve muzaffer grubun tanımlanmasındaki tutarsızlığın sebebi, Cihad topraklarında önemli miktarda ilim talebesi bulunmayışıdır. Fakat Allah’ın Nebisi (s.a.s.) dedi ki:

“Ümmetimden Kıyamet Gününe kadar Hak üzere savaşan bir grup var olacaktır.” (Müslim)

Ve nerede Cihad bayrağı açılırsa Mücahidlerin, oraya gitmek için ve nerede olursa olsun ölümü aramak için nasıl da acele edeceğini göreceksiniz. Fakat ilim talebelerini, Cihad beldelerindeki Müslümanları eğitirken, talimatlar verirken ve meseleleriyle Ümmete çağrıda bulunurken ve bu yolla Farzı Kifayeyi yerine getirirken göremezsiniz. Sadece daha evvel bir kez tesadüfen bir şeyler öğretmiş birilerini göreceksiniz ki böyleleri bile yetersizdir. Bu, Müslümanlar arasında yenilgiyi kabul eden bir davranışa yol açtı ve buna bağlı olarak da insanlar, artık düşmanı caydıracak olan askerleri desteklemiyorlar.

Ümmetin bugün deneyimliyor olduğu bu gelişme ve Cihad görevinin uyanışı, ilim talebeleri için Allah yolunda Cihad ve yeniden harekete geçmek için bir şans olmuştur. Yüce Allah(c.c.), buyuruyor ki:

“Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde birçok yer ve genişlik bulur. Kim Allah ve Resulü yolunda hicret ederken evinden çıkar da yolda kendisini ecel yakalarsa, onun mükâfatı Allah’a aittir. Allah, çok bağışlayan ve çok esirgeyendir.” (Nisa,100)

Yine Şeyh Ebu Ömer(r.h.) diyor ki:

“Bu, metin ezberlemek ve bilgileri incelemek hakkında değil. Asıl şey, bu bilgilerin faydalı olmasıdır. Nefsin arındırılması ve dindarlığın yükselmesi, kalplerde başlamalı. Eğer kalp temizlenirse, bilgiler de faydalı olacaktır. Ve Allah’ın izniyle bu, başka Müslümanlara da faydalı olacaktır. Fakat kalp, -ilmi alan kalp-bir münafığın kalbi, zayıf bir kalp ise o zaman onun sahibi, gerçeği gizleyecek ve yalanları yaymaya başlayacaktır. O, insanları Allah’ın yolundan döndürmeye başlayacak ve O’nun fetvaları ve sözleri, Müslümanlara karşı işledikleri suçlarını haklı çıkarmak için işbirlikçi hükümetlere şer’i kılıf olacaktır….”

İmam ibn Kayyım (r.a.), Allah (c.c.)’ın şu ayetlerini “bu dünyanın iyi şeylerini)toplama rekabeti, sizi oyaladı(daha ciddi şeylerden” (Tekasür,1) yorumlarken diyor ki:

“Toplama için karşılıklı rekabet- bir şeyi başka şeylerle çoğaltmak. Yüce Allah, bunu özelleştirmeden tam olarak zikretti. Çünkü orada “çoğaltma” genel bir anlam taşıyor ve bir kimsenin, Allah’a ve Resulüne itaat ederek ve kendisine ölümünden sonra yardım edecek şeyler haricinde artırdığı her şeyi kapsıyor. Bunların hepsi, ilaveten ‘toplama’dır. Onlar isterlerse zenginliklerini, prestijlerini, güçlerini, kadınlarını, bilgilerini ve özellikle de faydasız şeyleri artırsınlar.”

Cihattan kaçmak, ihlâsta zayıflığın bir işaretidir. Cihad, yalancıyı açığa çıkarır. Kadir-i Mutlak(c.c.) diyor ki:

“Müminler, ancak o kimselerdir ki; Allah’a ve Resulüne iman ederler. Sonra bu imanlarında şüpheye düşmezler ve Allah yolunda canlarıyla ve mallarıyla savaşırlar. İşte onlar, doğru olanların ta kendileridirler.” (Hucurat,15)

Allah size yol göstersin!

Gudben’den Mücahid Yusuf

Kavkaz Center

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir