Muassır Cihad Hareketinin Rahminden Aşırıların Çıkması

Bazı kimseler zaman zaman birtakım meseleleri ortaya atarak cihad hareketinin saflarından aşıların çıkmasını ve girdikleri bazı sahalarda fitnelerin, bölünmelerin ve parçalanmaların zuhur etmesini gerekçe göstererek cihad akımının uzaklaştırılmasını talep ediyor. Yani(onlara göre) cihad akımının sahadan uzaklaştırılması gerekiyor.

Bu şüpheye cevap için Şeyh Ebubekir Naci’nin bu gibi şüphelere reddiyede bulunduğu bir sözünü naklediyorum.
O şöyle diyor: “Biz onlara deriz ki: “Riyad’ta meydana gelen olaylarda Arap Yarımadası Cihad Hareketi’nde bazı aşırıların ve tahrifçilerin ayrıldıklarını ve bölünmelerin olduğunu farz edersek, bu sizin diyarınızda vacip olan savaşın durdurulması için gerekçe olmaz.”

Ve onlara deriz ki:”Ali (r.a)’ın ordusu Hariciler’in ve Sebeiyye’nin safında çıktı. Ve Haruriyye’de meydana gelen fitneler, sonradan Müslüman olan bazı Hristiyanların riddetine sebep oldu. Onlar dediler ki:” Vallahi bizim döndüğümüz dinimiz onların üzerinde olduğu dinden daha hayırlıdır. Dinleri onları kan dökmekten, yol kesicilikten ve malları gasp etmekten alıkoymuyor. Ali (r.a) onlarla riddet üzere savaştı. Saflardaki bölünmeye rağmen orduyu geri çevirmedi ve savaşı durdurmadı. Aksine onlarla, Haricilerle ve Sebeiyye ile savaşa devam etti. Allah yolundaki savaşı durdurmaktan korktu.

Nasıl olur da şerî sünnete karşı gelirdi ve ümmeti düşmana teslim ederdi ki?

İşte Sıddık…Aniden, ondan mürtedlerle savaş için mal ve asker talep edilmişti. Mal verdi ve bir grup adama toplanmalarını emretti. Bunlardan bir kısmı yol kesicilik yaparak hem mürtedleri hem de Müslümanları öldürdüler ve mallarını aldılar. Fakat kimse Ebubekir Sıddık’ın basiretine ve aklına dil uzatmadı. Ve bu onun, bu din için olan cihadında bir gediğe yol açmadı. Onun hilafeti zamanında, başta zekat vermeyi reddedenlerle savaşmaya itiraz eden sahabelerden hiçbiri sonradan ona karşı çıkmadı.

Ebubekir Sıddık, saflarda bölünme olması gerekçesiyle Arap Yarımadası’nda vacip olan Cihad hareketini durdurmaya çalışmadı.

Hatta Rasulullah (s.a.s) savaşla fetihlerde bulundu. İnsanlar savaş ve cihatla İslam’a girdi. Bunların bir kısmı hayırlı insanlar bir kısmı ise zayıf imanlı veya kalbinde küfür gizleyen kimselerdi. Onlar Rasulullah (s.a.s)’in vefatından sonra dinden döndüler. Kavimlerini de kendileri ile birlikte riddete sürüklediler. Onlardan bazıları riddet üzere öldü. Bu savaş, içlerinde kurra hafızların olduğu sahabenin hayırlılarından bir topluluğun vefatına sebep oldu. Rasul (s.a.s) sizin zannettiğiniz gibi bunun yerine başka bir yol mu denemeliydi?”

Bu nasihatte, Şeyh Ebubekir Naci’nin “En-Nefsu’z Zekiyye ve Tefciru’r Riyad” risalesinden istifade edilmiştir.

Bununla beraber ümmetin her harekâtında öncelikle cihadın devam etmesinin vacibiyeti ve ümmetin evlatlarının hepsinin geçmiş tecrübelerden istifade etmesinin zorunluluğunun tembihi ile…

 Dr. Sami el-Ureydi

Kaynak: https://t.me/ebukasvara

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir