Savaşçı ve Şehid Bir Şeyh:Said Buryatskiy

Lanetlenmiş Şeytan’dan Allah’a sığınırım.Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir. Salât ve selam Peygamberimiz Hz. Muhammed’e (s.a.v), ailesine, ashabına ve Kıyamet Gününe kadar O’nun dosdoğru yolundan gidenlere olsun.

Şeyh Said Ebu Saad (Said Buryatyalı / Said Buryatskiy) Kafkasya’daki Cihad’da şahadeti elde eden kahraman liderler halkasında en son kahraman oldu ve şehit düştü. Şeyh 2 Mart ya da 3 Mart 2010′da şehit oldu. Karşı karşıya kaldığı Allah (c.c) düşmanlarına o en son nefesini verinceye kadar onlarla ölümüne yada en çok zarar verme pahasına çarpıştı.

Kâfirler Şeyh’in ölümünün Kafkasya’da ki Cihada onarılamaz bir darbe indireceğini iddia ederek her zaman olduğu gibi “zaferleri” hakkında övünüyor.

Ancak biz bunun doğru olmadığını biliyoruz: En üst düzey yabancı Mücahidler geçmişte şehit edilmişti fakat Cihad devam etti.

Emir Hattab Mart 2002′de şehit oldu, Ebu Velid Nisan 2004′te şehit oldu ve Ebu Hafs el Urdani Kasım 2006′da şehit oldu.

Her bir ölüm anı Ruslar tarafından Mücahidler için ölümcül bir darbe olarak kutlandı ve her defasında da Mücahidler yeniden gruplaştı ve Allah uğrunda Cihad devam etti.

Şehit olan Ebu Hafs el Urdani’den sonra görevi devralan Emir Muhanned (Ebu Enes) kardeşimiz Şeyh Said Ebu Saad’ın yaşamında gerçekten çok önemli bir rol oynadı

Şeyh Said’in şöhretini, özgürlüğünü ve hayatını riske atmasına yol açan, önceki rahat ve güvenli seyahatlerini tehlikeye atan ve Kafkasya’da kendisini bekleyen belirsizliklere çeken bir davet göndermeye karar veren Emir Muhannad’di.

Emir Muhannad’dın kısa ve basit mesajı Şeyh Said’in sonunda Allah rızası için Hicret etmesi konusunda en son cesareti sağladı, mesaj şuydu: “Seni aramızda görmeye hazırız ve seni aramızda görmekten mutluluk duyacağız”

İnananlara böylesine ilham veren bu adamda ne vardı?

Elbette Onun bir Müslüman olarak yetiştirilmediğini gerçeği vardı ve bunun yerine o genç yaşta İslam’ı kendisi seçmişti. Gönüllü olarak iman yoluna giren kişiler çoğunlukla göz bebeğimizdir ve onlar birçok durumda kendilerini, Müslüman olarak yetişen kişilerin denkleştirmekte zorlandığı ve bazı durumlarda anlamakta bile zorlandıkları din yoluna tam bir şekilde adarlar.

İçimizden çoğu Kur’an’dan yüce ayetleri ezberden okurken-naklederken yada Kur’andan nakledilen yüce ayetleri dinlediğinde zevk alırken Şeyh 9. Sure, “Tevbe” ayet 38′de Allah’ın azarlamasını gerçekten işitti:

“Ey iman edenler! Ne oldunuz ki, size “Allah yolunda sefere çıkın” denilince, yere çakılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı seçtiniz? Oysa ahirete göre dünya hayatının yararı, pek az bir şeydir”.

Ve O’nun Cihadın yapıldığı bir bölgede yetişmediği de gerçektir, ancak o Cihad topraklarına Hicret etmeyi kendisi seçti. Elbette O eğer Allah dileseydi, Rusya’da kalabilir ve göreli lüks bir hayat yaşayabilir ve mütevazı bir miktarda servet ve şöhretin keyfini sürebilirdi.

Biz, günde beş vakit namaz kıldığımızdan, Ramazan boyunca oruç tuttuğumuzdan ve zekâtımızı (yardım için sadaka vermek) verdiğimiz gerçeğinden dolayı Allah (c.c)’ın dinine olan itaatimiz hakkında kendi kendimizi güvence altına almaya çalışırken ve ahirette bizi bekleyen sonuçlardan kendimizi emin hissetmeye çalışırken Şeyh, Allah (c.c)’ın yaptığı sert uyarıyı gerçekten dinledi:

“Eğer Allah yolunda sefere çıkmazsanız, sizi elem dolu bir azap ile cezalandırır ve yerinize sizden başka bir toplum getirir. Siz ise ona hiçbir zarar veremezsiniz. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir”. (“Tevbe”, ayet 39)

Çoğumuzun yapmadığı gibi, o naklettiği sözlerin ve düşüncelerin etkilerini gerçekten dikkate aldı.

Şeyh Allah’ın yolundan hiç gitmeseydi de, Cihad yine devam edecekti, ancak Allah Şeyhi hikmeti ve yol göstericiliğiyle mübarek kıldı ve böylece Şeyh çağrıya kulak verdi ve Kafkasya’daki kardeşlerine katılmak için koştu.

Şeyhi eleştirenlere:

Böylesine zeki ve düşüncelerini açık bir şekilde ifade edebilen böylesine genç bir adama, Şeyhe yazık olduğunu söyleyen birileri olacaktır. O’nun siyasette ve basında sahip olabileceği uzun ve seçkin kariyeri hakkında konuşacaklar. Onlar, eğer Şeyh sadece bu ‘ekstermist’lere karışmamış olsaydı onun bu dünyanın önerebileceği her şeye sahip olabileceği gerçeği üzerine yas tutacaklar. Onlar Şeyhin eğer Cihad’dan geri durmuş olsaydı zengin yaşlı bir adam olarak uykusunda ölebileceğini iddia edecekler.

Allah (c.c) onlara Ali İmran suresi, 156 ayette şöyle buyuruyor:

“Ey iman edenler! Kardeşleri sefere veya savaşa çıktığında onlar hakkında, “Onlar bizim yanımızda olsalardı ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi” diyen inkârcılar gibi olmayın. Allah bunu (bu düşünceyi) onların kalplerine bir hasret (yarası) olarak koydu. Allah yaşatır ve öldürür. Allah, yaptıklarınızı görmektedir”.

Diğerleri Şeyhin çok önemli olduğunu ve ön cephelerde savaşmaması gerektiğini, kendisini gizli bir saklanma yerinde sınırlı tutarak sadece video yayınlayarak diğerlerini Cihada çağırması gerektiğini söyleyecekler. Onlar Allah (c.c)’ın “Tevbe”, 44.ayette söylediklerini unuttular mı?

“Allah’a ve âhiret gününe iman edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten geri kalmak için senden izin istemezler. Allah kendine karşı gelmekten sakınanları çok iyi bilendir”.

Şeyh’in şahadetine nasıl cevap vermemiz gerekir?

Şeyh’in şahadetine cevap vermek için en doğru yol nedir? Bu haberi duymam üzerine geçici olarak kedere boğulduğumu itiraf etmeliyim. 2006 Eylülünde üç gün içinde Emir İsa ve Emir Musa’nın şehit olmasından beri Kafkasya’da ki Cihad’da gerçekten böylesine bir acı ve endişe hissetmedim.

Ancak Allah’ın 139-140. ayetlerini hatırlayınca bu ümitsizliğim çabucak geçti:

“Gevşemeyin, hüzünlenmeyin. Eğer (gerçekten) iman etmiş kimseler iseniz üstün olan sizlersiniz. Eğer siz (Uhud’da) bir yara aldıysanız, şüphesiz o topluluk da (Müşrikler de Bedir’de) benzeri bir yara almıştı. İşte (iyi veya kötü) günleri insanlar arasında (böyle) döndürür dururuz. (Bazen bir topluma iyi ya da kötü günler gösteririz, bazen öbürüne.) Allah, sizden iman edenleri ayırt etmek, sizden şahitler edinmek için böyle yapar. Allah, zalimleri sevmez”.

Şeyh öldüğü için yas tutmamamız gerekir, çünkü Allah (c.c) bize şehitlerin ölü olmadıklarını ve Rableri nezdinde yaşamakta olduklarını söylüyor. Ve bizim asil kardeşimiz Allah’ın yoluna girdiğinde ileride ne olabileceğini elbette biliyordu çünkü Allah’ın “Bakara” 154-156. ayetlerinde ki uyarısını işitmişti:

“Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz. Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz.

Sabredenleri müjdele. Onlar; başlarına bir musibet gelince, “Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz” derler”.

Şeyh, Allah (c.c)’ın müjdelediği o kimselerden birisidir:

“İman edenler, hicret edenler, Allah yolunda cihad edenler; şüphesiz bunlar Allah’ın rahmetini umarlar. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir”.(“Bakara”, ayet 218)

Her doğru Mücahid gibi, Şeyh’te Allah uğruna savaşmaya söz verenler için en iyi iki şeyden birisini (Zafer ya da Şehadet) arıyordu:

“De ki: “Bizim için siz, (şehitlik veya zafer olmak üzere) ancak iki güzellikten birini bekleyebilirsiniz…..” (“Tevbe”, ayet 52)

Son söz:

Benimde aralarında olduğum geri kalmak için sebebi olanlar için: bugün Şeyh şehit olmuştur, Ümmet onun yerini doldurmaya koşacak birilerini görmeyi bekliyor.

Allah’ın rızasını aramak için dünya hayatından kimler vazgeçecek? Ayakkabılar tek başına doldurmak için çok büyük geliyor gibi görünse de: muhtemelen de öyleler!

Şeyh’in şahadetinin Ümmet’ten aldığını Ümmete geri verebilmek için beş ya da on kişinin ortak çabası gerekebilir. Şeyh bir cephe savaşçısıydı ve cephedeki siperlerdeki onun yerini dolduracak korkusuz kardeşlere ihtiyacımız var. Şeyh bir âlimdi ve Mücahidler her zaman Ulemanın (İslam âlimleri) destek ve rehberliğine ihtiyaç duyar. Şeyh mükemmel bir konuşmacıydı, bu yüzden yeni kardeşlerimizin basın ve iletişim alanında uzman olması gerekecek.

Ne sıklıkta, Allah yoluna çıkmaktan konuşarak, bir diğer yıl daha geçiyor ve biz halen kâfirlerin arasına sıkışmış bir şekilde yaşıyoruz? Allah’ın “Tevbe”, 42. ayette bahsettiği kişiler gibi olmaya ne kadar daha devam edebileceğiz?

“Eğer yakın bir dünya menfaati ve kolay bir yolculuk olsaydı, (sefere katılmayan münafıklar da) mutlaka sana uyarlardı. Fakat meşakkatli yol, onlara uzak geldi. Gerçi onlar, “Eğer gücümüz yetseydi, elbette sizinle beraber çıkardık” diye Allah’a yemin edeceklerdir. Onlar kendilerini helâke sürüklüyorlar. Allah biliyor ki onlar kesinlikle yalancıdırlar”.

Ey Allah’ım! Şeyh’in ön cephedeki yerini alacak olan kardeşlerimizi gönder!

Ey Allah’ım! Âlimlerimizden bazılarına bir defada ve tam olarak kâfir topraklarını terk etmeleri ve Mücahidlerin cephelerine katılmaları için cesaret ver!

Ey Allah’ım! Kafkasya’daki ve tüm dünyadaki kardeşlerimizin mesajlarını basın alanında yaymaları için kardeşlerimize yardım et!

Ey Allah’ım! Senin rızan için Kafkasya’da, Irak’ta, Afganistan’da, Somali’de, Pakistan’da, Keşmir’de, İslami Magrip’te, Arap Yarımadası’nda ve dünyanın her yerinde savaşanlara zafer ya da şehitlik lütfet!

Ey Allah’ım! Şeyh’in geride bıraktığı yazılı eserleri ve video mesajlarının Allah yoluna gitmek isteyen dünyadaki tüm Müslümanlara ilham vermeye devam etmesine izin ver!

Ey Allah’ım! Şeyh’in geride bıraktığı yazılı eserleri ve video mesajlarının İslam’a yeni kardeşlerimizi kazandırmaya devam etmesine izin ver!

Ey Allah’ım! Şeyhin geride bıraktığı yazılı eserleri ve video mesajlarının onun iyi amellerine eklenerek devam etmesine izin ver!

Ey Allah’ım! Şeyh’e Cennet’in en üst dereceleriyle ödüllendir ve şehitlerin hak ettiği bütün her şeyle ödüllendir!

Ey Allah’ım! Şeyh’in şahadetini Emir Muhannad’ın daveti gibi yap: O’nun şehitliğinin bizim için Hicret etmek hakkında konuşmalarımızı durduracak ve bizi gerçekten harekete geçirecek bize en son cesareti vermesini sağla!

Ve son duamız Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.

Abdulhalık el-Muhacir,

Kaynak: Ansar Al-Jihad Network

Kavkaz Center

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir