Şehid İsa Dağıstanî

Afganistan İslam Emirliği-Taliban hareketi saflarında asrın Hubel’i ABD ve müttefiklerine karşı savaşırken şehid olan İsa Dağıstanî, 1980 yılında Dagestanskie Ogni şehrinde dünyaya geldi. Etnik olarak Tabasaran kavmindendi. İlk gençlik yıllarından itibaren İslâm’ı öğrenmeye başladı. İlk dinî eğitimini memleketindeki sufî tarikatlarından tahsil etse de onlarla olan birlikteliği uzun sürmedi. Daha sonra Allah onun Mısır’a yolunu açtı ve ilim talebi için oraya gitme fırsatını buldu. İsa, 90’lı yılların başlarında İslamî ilim talebiyle Mısır’a giden ilk Rusça konuşanlardan biriydi. Allah’ın rahmetiyle orduda askerlik yapmadı ve ilk yıllarından itibaren kendini ilim tahsiline verdi. Bu hususta çok başarılıydı çünkü çok çalışkan bir talebeydi. O, ilk dönemlerden beri davet üzerinde yoğunlaşmıştı. İlk olarak Peygamber(s.a.v.)’in siretinin tercümesini yaptılar fakat kardeşlerin hepsi de Dağıstanlıydı ve onlar da aksanlı konuştuklarından aksan olmadan konuşan birine ihtiyaç vardı. Bu yüzden onlar, Rinat Ebu Muhammed’e başvurdular ve o da bu teklifi kabul etti. İsa ise kardeşlerin onu gözlerinde fazla büyüttüğünü düşünüyordu ve onun görüşü gerçekten de doğru çıktı. Şimdi herkes Rinat’ın kim olduğunu anladı.

İsa daha sonra Mısır’dan döndü ve İjevsk’e yerleşerek orada çalışmaya başladı. Kardeşleri de burada İslamî davete yöneltti. Burada oldukça iyi çalıştı ve daha sonra evlendi. Yine burada kardeşlerle birlikte ticarî faaliyetlerde bulundular. Oldukça kazançlı işleri oldu. Aynı dönemde Birinci Çeçen Cihadı’na katılan bazı Tatar Müslümanlarla tanıştılar. Onlarla irtibatlarını kuvvetlendirdikten sonra kardeşlerde cihada katılma isteği ortaya çıktı. Sonraları Afganistan İslam Emirliği’nden bazı kardeşler Pakistan’dan sınır dışı edilince Rusya’ya döndüler ve bir cemaat kurdular. Petrol borularına sabotaj yaparak bunlardan kaçak petrol elde edip sattılar. Ve tutuklanmaksızın uzun bir süre buna devam ettiler. İsa’nın dediğine göre; bazı FSB(Federal İstihbarat Servisi) memurları, petrolü çalarak satma konusunda kendilerine işbirliği teklif etmişlerdi. Ve sonra kardeşler, bir an evvel buradan hicret etmek gerektiğini fark ettiler. Ondan sonra ailelerini yanlarına alarak Horasan diyarına yola çıktılar. Bir süre İran’da kaldılar. Daha sonra Afganistan’a ulaştılar ve burada bir muasker(askerî eğitim kampı)e girdiler. İsa’nın fiziği oldukça güçlü olduğu için askerî kamp ona çok zor gelmedi. Muaskeri bitirdikten sonra İsa, kardeşlere cihadla ilgili güncel meseleleri öğretmek için burada kalmaya devam etti. Bu, onun için çok faydalı oldu. Onun en önemli özelliklerinden birisi de güzel ahlak üzere oluşuydu. Kardeşler etrafında adeta kenetlenmiş ve ondan faydalanmak için birbirleriyle yarışır hale gelmişlerdi. Yine İsa, kardeşlik hukuku hususunda çok dikkatli ve prensipliydi. Birisi bir hata yaptığında sabırla onu açıklar ve hatasını düzeltmeye çalışırdı. Horasan’da geçirdiği süre zarfında sık sık farklı yerlere seyahatlerde bulunur ve edindiği bilgileri diğer kardeşlerine iletirdi. Bir yandan dinî ilimlerde kendisini geliştirirken diğer yandan da askerî operasyonlara katıldı ve bu alanda da kendisini gösterdi. Bir süre sonra Allah’ın takdiriyle Bulgar Cemaati’nin emirliğine seçildi. O, bu yükü hiçbir zaman yüklenmek istememişti fakat kardeşlerin talepleri sonucu ikna oldu ve bu makamı güzel ahlakıyla büyük bir ihtimamla sürdürdü. İsa ayrıca Afganistan’ın önde gelen âlim ve liderleriyle de bir araya gelirdi. Taliban’ın üst düzey isimlerinden Şeyh Yasir(Rahimehullah), davet ve eylemler konusunda daha sebatkâr olmamız gerektiğini söyleyerek cemaatimize destek olmuştu.

Emir İsa, Müslümanları cihada davet eden pek çok ders yaptı ve dersleri internet üzerinden kısa sürede çok sayıda Müslümana ulaştı.

2008 yılının bahar aylarında bir gün İsa, Taliban’ın yerel komutanlarıyla bir görüşmeye gitmişti. Görüşme için bulundukları ev, bir insansız hava aracı tarafından saldırıya uğradı. Onunla birlikte olan kardeşlerden birinin sonradan anlattığına göre, İsa evden kendi başına çıkmayı başardı fakat ağır bir şekilde yaralanmıştı. Kafasının arkasına bir şarapnel parçası isabet etmişti. Kısa bir süre sonra, Allah onu katına aldıktan sonra da kanı akmaya devam etti. Olay mahallinde kalan kanı, birkaç gün boyunca güzel kokmaya devam etti. Nihayet kardeşler onu defnettiler. Kendisinden geriye iki erkek ve bir kız çocuğu bıraktı.

İsa, her daim yaptığı işi en iyi şekilde bitiren, sabırlı, gayretli, edepli ve güzel ahlaklı bir kardeş olarak hatırlanacaktır. O, ömrü boyunca ilim elde etmeye ve edindiği ilmi başkalarına aktarmaya çalıştı. Mücahidler için gerçekten çok önemli bir kimseydi.

Allah(azze ve celle) şehadetini kabul etsin! Günahlarını bağışlasın ve Firdevs cennetlerinde rızıklandırsın, AMİN!

Abdulaziz Kazanlı

Kaynak: vdagestan.com/tr

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir