Şeyh Süleyman El Ulvan: “Cerh mi? Gıybet mi?”

222

Cerh mi? Ğıybet mi?

Bir kardeş soruyor;

Bazen dalalet ehli bir adam televizyon ekranlarına çıkıyor ve insanlara dinleri hakkında yanlış bilgiler veriyor. Biz bu konuşan adamın yanlışını beyan ettiğimizde bazıları da çıkıp bize bu ğıybettir ilim ehli hakkında konuşmayın diyor?

Şeyh Süleyman El Ulvan: İnsanlar kendilerine, şahısları hakkından fazla takdis etmek gibi bir adet edindiler ve bu durum çokta yaygınlaştı. Burada hakkı beyan etmek ile kişilerin şahsına taan edip kalplerini kırmayı ayırt etmemiz gerekmektedir. Çünkü insanların bir bölümü hakkı söylemekle değil sadece şahısların kişiliğine taan etmekle meşgul olmaktadırlar. Bununla birlikte sapık ve gerçekleri tahrif eden bir alim ile ayağı kayan ve hata eden haklı bir alimi ayırt edemeyen bir bölüm insan da vardır. Bunlar birini diğeri ile aynı seviyede görürler.

Hatta bazıları öyle bir hal aldı ki, mesela bir kişi televizyona çıkıp; ‘’Muaviye münafık oğlu münafıktır, fasık oğlu fasıktır’’ diyor. Ebu Hureyra’ya taan ediyor ve kıyamet günü gerçekleşecek olan hadiseler hakkında yalan söylüyor sonra bazı insanlar bu kişilere cevap verip onların sapıklıklarını beyan edince, birileri de çıkıp bunlara; ‘’Alimler hakkında konuşma.’’ diyor. Bu alim midir ki? Hayır bu facirdir, asla alim değildir.

Selef; “Facir alim ile cahil kuldan sakının zira o ikisinin fitnesi meftun olan herkes için bir fitnedir. Bunlar hakkında konuşup yanlışlarını açığa çıkarmak ise Allah’a yakınlaşma vesilesidir.” demiştir.

İbn-i Teymiyye’de, muhalife cevap vermek Kuran ve Sünnet ile meşrudur diye icma nakletmiştir. Sahabe de (Allah onlarda razı olsun) böyle durumlarda konuşmuşlardır.

Mesela; İbn-i Abbas kendisine Nevfel El Bukali’nin “Ayette zikredilen Hızır Musa’nın arkadaşı değildir” dediği aktarıldığında şöyle demiştir;

“Allah’ın düşmanı yalan söylemiştir.” Bu kıssa Buhari de geçmektedir. İşte hak konusunda yanlış yaptığı zaman ona kızdı.

Sahabeler hakkı beyan etme hususunda  kızarlardı. Aynı şekilde insanlarda bazen hakkı beyan ederlerken sinirlenebilirler hatta  haddinden ağır sözlerde sarfedebilirler. Sonra diğer kimselerde kişinin bu tür sözleri neden sarfettiği konusuna takılır da söylediği hakka bakmazlar. Bu birinci durumdur.

İkinci durum ise yine en az ilk mesele kadar önemlidir.

Şöyle ki;

Hakkı söylemene rağmen sana bir şahsı savunmak adına taan ederler. Böylece o şahsın hürmetini senin hürmetinden üstün kılarlar işte bu ikinci bir musibettir. Farzedelim ki, ben de yanlış yaptım oda yanlış yaptı peki neden onun hürmeti korunuyor da benim ki korunmuyor?

İnsan eleştiri konusunda maslahatı da göz önünde bulundurmalıdır. Çünkü bazen yalnızca şahsın yanlış yaptığı yerleri açıklamak ve işaret etmek hakkı beyan için sert davranmaktan evladır. Müslümanlar bu yanlıştan sakınmalıdırlar. Fakat, o şahıs ilim ile değil de sahabeye ve İslam’ın sabit kurallarına saldırmasıyla biliniyorsa mutlak olarak insanlar ondan sakındırılmalıdır. Bu adamdan sakınılmalı ve etrafında toplanılmaz denilmelidir.

Bu hem sahabe hem tabiinin usulüdür ki imamlarda bu konuda icma etmişlerdir.

Bu sapıkları savunan kişide Allah (celle ve ala)’ın şu ayetinin kapsamına girer;

“Hainlerin savunucusu olma.”( Nisâ suresi, 105  ), “Nefislerine hainlik etmiş kimseleri savunma.”(Nisâ suresi,107) bu şahıs cidal ediyor, yine Allah (subhanehu ve tela) şöyle diyor; “Sapıkları da hiç bir zaman yardımcı edinmiş değilim.”( Kehf suresi, 51) bu kişi ise onları yardımcı ediniyor, onları savunuyor hakkı ise savunmuyor.

* * *

Allah Subhanehu ve Teala Şeyh’i esaretten kurtarsın, onu korusun ve cümlemize ilminden faydalanmayı nasib etsin.

Çeviri; @MekarimulAkhlaq

Ümmet-i İslam

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir