Suriye Devrimine Nasihatler

Gücü ve kudretiyle zorbaları kahreden ve tağutların belini kıran Allah’a hamd olsun. Ey Rabbimiz! Şehadet ederiz ki sen Cebbar’sın, sen Nâsır’sın, sen Muîn’sin. Bizi sana ibadet edenlerden kıldığın için sana hamd ediyoruz. Ey Allah’ım! Seni her türlü noksanlıktan tenzih ederim. Sen ne yüce bir ilahsın! Bizlere mertliği ve Allah yolunda fedakarlığı öğreten, bizleri -Allah’ın şeriatı ile hükmedilmesi için- tağutlarla savaşmaya ve onları yok etmeye teşvik eden, mücahidlerin efendisi ve takva sahiplerinin imamına, ashabına ve kıyamete kadar onun izinden gidenlere salat ve selam olsun. “Allah, “Şüphesiz ben ve peygamberlerim galip geleceğiz” diye yazmıştır. Şüphe yok ki Allah çok kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.” (Mücadele:21)

Suriye’deki gösteriler başlamadan önce Suriye gerçeğini detaylı olarak konu edindiğim ‘Suriye’deki Gösteriler Başarılı Olacak mı?’ başlıklı bir makale yazmıştım. Ben, sonuç olarak, Suriye’deki gösterilerin bazı sebeplerden ötürü başarılı olamayacağı kanısına vardım. Bu sebepleri makalemde zikrettim.Gösterilerin muvaffak olabilmesi ve rejimi düşürebilecek ölçüde güçlü, kolektif bir etki yaratması için bazı nasihatlerde bulundum. Ancak Allah (Celle Celaluhu) bir şeyi dilediğinde, dilediği o şey, sebepli ya da sebepsiz muhakkak olur. Suriye devrimi de herhangi bir hazırlık ya da plan olmaksızın başladı. Bilindiği gibi Suriye’nin Dara kentinde bazı çocukların okuldaki tahtalara rejim karşıtı kelimeler yazması ile patlak verdi. Çocuklar bu eylemleri üzerine tutuklandı ve işkenceye maruz bırakıldı. Tırnaklarının söküldüğü söyleniyor. İşte halkları kışkırtan, bu olay oldu. Polis güçleri ile halk arasında tartışmalar yaşandı. Derken devrim başladı ve nihayet bugün gördüğümüz noktaya ulaştı. Subhanallah! Şerefli tabiînden Said İbni’l Museyyib’in bu hadiselerle ilgili ve bu olaylara uyan bir sözünü okumuştum (İlim ehli El Museyyib’in bu kavlinin zayıf olduğunu söylemiştir). Naim Bin Hammed bu söze ‘El Fiten’ kitabında yer vermiştir. Şöyle diyor: “Şam’da fitne çıkacak. Bu fitneye çocukların oyunu sebep olacak. Sonra insanlar arasında anlaşmazlıklar olacak. Tek bir grup olmayacaklar. Ta ki sonunda semadan bir ses seslenecek ve şöyle diyecek: ‘Falancayı öldürün’. Ve bir el görünerek işaret edecek.” Nitekim olaylar seri bir şekilde ilerliyor ve günler hızla geçiyor. Zafer gelecek. Ancak bunun için, ardı ardına meydana gelen olayları izlerken, Müslümanlar olarak yapmamız gereken, Suriyeli halkımıza ve kardeşlerimize bazı şer’i nasihatlerde bulunmaktır. Zira dinimiz siyasetten ayrılamaz. Umulur ki, bu nasihatler faydalı ve hayırlı olur.

1- Bu devrimi Allah yolunda ve Allah’ın kitabı ile hükmedilmesi için yapın. Zira siz de dahil bütün ümmet, insanlar tarafından konulmuş, Allah’ın şeriatine muhalif kanunlarla hükmetmeyi uzun yıllar denedi. Ne var ki bu kanunlar, İslam ümmetinin durumunu daha da kötüleştirmekten başka bir şeye yaramadı. Ümmetin varlığı zayıfladı. Ülkeleri işgal edildi. Hayırlı evlatları hapse atıldı. Zelil oldu, aşağılandı. Yabancılar ve haça tapanlar ümmete musallat olup onu zelil ettiler. Çünkü ümmet, Allah’ın kanununu terk edip, insanlar tarafından konulmuş, yozlaşmış kanunlar ile hükmedilmeyi seçti. Şiarınız Allah ve Cennet, modeliniz, Firavun’un sihirbazları olsun. Onlar ki, Hz. Musa’nın davetini yıkmak için geldiler. Ancak çabucak Musa ve Harun’un rabbi Allah’a iman ettiler. Bunun üzerine Mısır’ın tağutu büyüklenerek, onları öldürmekle, asmakla ve işkence etmekle tehdit etti. Onlar ise kendisine akılları hayrete düşüren şu cevabı verdi: “Bize gelen apaçık delillere ve bizi yaratana seni asla tercih etmeyeceğiz. Artık sen vereceğin hükmü ver. Sen ancak bu dünya hayatında hüküm verirsin.” (Taha:72) Halbuki Firavun’un sihirbazları ne imana dair bir şey biliyorlardı, ne de uzun uzun kitaplar okuyorlardı. Sabah kötü birer sihirbazdılar. Akşam olduğunda salihlerden oldular. İşte bu, tağutların karşısında hak üzere sebat etmektir. Bu, kalpleri dolduran ve her daim diri tutan imandır.

2- Sakın ola laiklere ve Allah’ın şeriatine muhalif sloganlar atanlara güvenmeyin. Zira onlar düşmandır. Onlara dikkat edin ve asla onlara güvenmeyin, onların sözlerine kulak vermeyin. İslam ümmeti bu tür insanlar tarafından yeterince aldatılıp kandırıldı. Onlar ki ümmete zilleti tattırdılar. Cahiliyenin hükmünü geri getirdiler. Batıyı ve batı kültürünü getirdiler. Mü’min bir delikten iki defa ısırılmaz. Bu laiklerin dilleri insanları kandırmaktadır. Ancak kalpleri kurt kalbi gibidir. Kalplerinin derinliklerinde, Allah’ın şeriatine tamamen ters düşen düşünceler taşırlar. Zira onları hepimiz iyi tanıyoruz. Bazen, din elbisesine bürünmüş olarak gelirler, bazen bir reformcu, bazen de bir devrimci olarak… Ey Müslümanlar! Sakın onlara inanmayın. Allahu Teala kitabında onlar hakkında şöyle buyurmuştur: “Onları gördüğün zaman kalıpla rı hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Onlar sanki elbise giydirilmiş kereste gibidirler. Her kuvvetli sesi kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın! Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan) çevriliyorlar!” (Munafikun:4)

3- Silahlar satın alın ve o silahlarla kuşanın. Zira bu, Şam’ın tağutunu ve onun askerlerini yok etmek için bu şansınız. Bu konuda tereddüt etmeyin ve öylece oturduğu yerden ahkam keserek sizlere bu devrimin barışçıl bir devrim olduğunu söyleyenlere -cihadın anlamını bilmeyenler böyle ister- inanmayın. Düşman, yaşlılara, küçük çocuklara acımazken, Allah’ın evlerini düşünmeden yakıp yıkarken, kadınların hürmetini gözetmeden onların kalplerini kanatırken ve ırzlarına geçerken bu devrimin barışçıl olduğundan nasıl söz edilebilir?! Düşman, Yahudiler’in yaptığını yaparken, biz nasıl ona ‘sözle’ karşı koyabiliriz?!! Devrim cihattır, savaştır. Allah yolunda cihada hazırlanın. Niyetlerinizi tazeleyin ve silahlarınızı kuşanın. Silah taşımak, sizin için en önemli görev ve ihtiyaçlardan biridir. Silah taşımak için kimsenin iznini beklemeyin. Zira Yüce Allah size izin vermiştir. “Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Onlarla Allah’ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah’ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz. Allah yolunda her ne harcarsanız karşılığı size tam olarak ödenir. Size zulmedilmez.” (Enfal:60)

4- Dürüst alimlerin ve sabırlı mücahidlerin etrafında toplanın ve onlara güvenin. Onları bu emaneti taşımaya teşvik edin. Şam ülkelerinin tümü hassas ve zor bir dönemden geçiyor. Sonuçta ya şerefli bir hayat yaşayacağız ya da Hamza Bin Abdulmuttalib’in tattığını tadacağız (Şehit olacağız). Onlara destek olun. Zira, değişime susamış gençlerin devrimini harekete geçirecek olan dürüst alimlerin bilgeliğidir.

5- Şunu bilin ki, dünyadaki bütün Müslümanların kalpleri sizinle ve hepsi de sizin aranızda olup, sizinle birlikte kafir Baaslı düşmanınıza karşı savaşmayı temenni etmektedir. İslam sizin tarafınızdan hezimete uğramayacak. Sizler tüm dünyadaki Müslümanlar’ın umudusunuz. Nasıl olmayasınız ki? Sizler mübarek Şam topraklarının evlatlarısınız. Yüce Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) bu kutsal topraklar hakkında şöyle buyurmuştur: “Şam ehli fesada uğrarsa sizde artık hayır kalmaz. Ümmetimden bir grup, kıyamet gününe kadar hak üzere savaşarak muzaffer olmaya devam edecek, kendilerini terk edenlere aldırmayacaktır.” (İmam Ahmed ve Tirmizi rivayet etmiş ve hadis hasen sahih demiştir.)

6- Sakın Amerika’ya ve haçlı batıya güvenmeyin. Zira tağut yöneticileri başınıza musallat eden, İslam dininin yıkılmasına yardım eden, servetlerimizi çalan ve iğrenç medyasıyla gençlerimizi saptıran onlardır. Sakın ola ki ABD ve haçlı batının Irak’ta, Bosna’da, Balkanlar’da, Afganistan’da, Filistin’de, Somali’de, Filipinler’de, Pakistan’da ve tüm İslam ülkelerinde işledikleri suçları unutmayın…! NATO’ya, zebanilerine ve reklamını yapanlara sakın güvenmeyin! Her şey elinizde… Sizler imanınız, silahlarınız ve devriminiz ile Beşar’ı ve lanetli partisini kökten yok edebilirsiniz. Şu ayeti kerime sizin durumunuza uyarlanabilir: “Kendilerine savaş açılan müslümanlara, zulme uğramaları sebebiyle cihad için izin verildi. Şüphe yok ki Allah’ın onlara yardım etmeğe gücü yeter.” (Hac: 39)

7- Müslim, Ebu Hureyre’den Peygamber Efendimizin (SAV) şu hadisini rivayet etmiştir: “Kim körü körüne çekilmiş bir sancak altında savaşır, kavmiyet için öfkelenir veya kavmiyetçiliğe çağırır ya da ona yardım eder ve bu esnada da öldürülürse, onun bu ölümü cahiliye ölümüdür.” Gösterilerde attığınız sloganlar, İslam’a ve mefhumlarına ters düşen, cahiliye sloganları olmasın. ‘La ilahe illallah’ sancağını kaldırın. Zira o, Rasulümüzün (SAV) sancağıdır. Dini sancaklardan utanmayın. Sloganların içeride ve dışarıda tesiri vardır. Unutmayın ki hepiniz çok büyük bir sıkıntıdasınız. Sizi bu sıkıntıdan kurtarması, sizi galip kılması ve yeryüzünde lider kılması için Allah’tan yardım dileyin. Değişim yalnızca Allah’ın elindedir. Bu devrimler de Allah’ın takdiri ve ilmi ile olmaktadır. Ümmet büyük bir olaya hazırlanmaktadır. Yenilgilere ve zillete razı olma zamanı geçti. Değişim ve Allah’ın şeriati ile hüküm zamanı geldi… Bu zaman, Mescid-i Aksa’nın ve diğer bütün Müslüman topraklarının özgürlüğüne kavuşacağı zamandır… Bu zaman, Müslümanlar’ın zamanıdır. “Biz ise istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım.” (Kasas: 5)

8- Sakın ola hain Beşşar’ın yerine ondan daha kötü birini getirmeyin. Sakın düşmanla işbirliği yapan ve geçmişte size komplo kurmuş bir adamı lider olarak kabul etmeyin. Bilakis Baas rejimine karşı yıllarca direnmiş ve bu rejimle yıllarca mücadele etmiş birini seçin. Sizi Baas partisine kölelik zilletinden kurtarmak yolunda binlerce şehid sunmuş birini seçin. Gençliklerini Baas’la savaşmak yolunda harcamış insanları seçin. Nitekim onları en iyi tanıyan sizlersiniz. Cihadi gruplara ve onları destekleyenlere de şu nasihatlerde bulunuyorum:

1- Gayretlerinizi arttırın. Çünkü sıra Şam’a geldi. Bildiğiniz gibi kalpler Şam ülkelerine özlem duyuyor. Şimdiden hazırlanın. Zira Şam’ın tağutunun yok edilmesi ve öldürülmesi çok yakındır. Ve Baas’ın yerini alacak olan sizlersiniz ey tevhid sancağını kaldıranlar!

2- İzzetli Irak İslam Devleti ile koordine olun. Onlar bizim liderlerimizdir. Kahraman eylemleriyle her zaman endişe ve hüznümüzü giderdiler. Biz de onların sıdk ehli, vefa ehli, savaş ehli olduklarını gördük. Onların sözlerine kulak verin ve emirlerine uyun. Onlar için iyi birer asker olun. Zira onlardan size ancak hayır gelecektir. Çünkü onlar savaş ehlidir ve adam gibi adamlardır.

3- İstihbarat subaylarına ve Nusayriler’e odaklanın. Baas’ın merkezlerini yerle bir edin. Yaptığınız eylemleri kaydedin. Zira o kayıtlar sıdkınızın delili olacaktır ve inşallah yakın gelecekte onlara ihtiyacınız olabilir.

4- İnsanlara ancak İslami hitapla hitap edin. Allah’ın dini hususunda dalkavukluk yapmayın ve zalimlere itimat etmeyin. Bilin ki, zafer yalnızca Allah’ın elindedir. Yardımı ve zaferi Allah’tan dileyin. Emin olun ki, günahlar terk edilmeden zafer gelmez. Zafer itaatle gelir. Şeyh Usame Bin Ladin (Allah ona rahmet eylesin) şöyle diyor: “Genel olarak itaatte, özellikle de düşmanla karşılaşıldığında zikri çoğaltmakta acele etmek gerekir”. Ve Ebu Derda (Allah ondan razı olsun) da şöyle demiştir: “Gazveden önce salih amel işleyin. Zira sizler amellerinizle mukatele etmektesiniz”.

5- Suriye’deki Müslümanlara yardım edin, yaşamlarını kolaylaştırın. Size güvenmelerini sağlayın. Zira bu uzun yolda -ki laikler bütün güçlerini sizi bu yoldan saptırmak için seferber edeceklerdir- size yardımcı olacak olan onlardır. Onlara merhamet ve şefkat göstermeli ve onları teselli etmelisiniz. “Muhammed, Allah’ın Rasulü’dür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler.” (Fetih:29)

6- Mevcut olan her yolla, kuvvetinizle ve mallarınızla esir kardeşlerinizin serbest bırakılması için çaba sarfedin. Önceliklerinizin ilki bu olsun. Çok sayıda esir kardeşimiz bulunuyor. Onlar sabrettiler, sıkıntılı ve zor zamanlarda metin oldular. Aydın düşünceleri, yüksek tecrübeleri ve eşi benzeri olmayan azim duyguları ile Şam ülkelerindeki çalışmalara önderlik edecek olanlar onlardır. Hapishanelerdeki esir kardeşleriniz her türlü yardımınızı beklemektedirler. Onları terk etmeyin.

7- Acele edin! Beşşar Esed’in rejimi düşerken, Yahudileri Golan tepelerinden roketlerle vurun. Müslümanlar, -diğer yozlaşmış, fasid Arap rejimleri gibi- Beşşar Esed rejiminin de Yahudileri koruduğunu öğrensin. Bunun için hazırlanın ve hedeflerinizi belirleyin, kamuoyunun dikkatini çekin. Zira bu fırsat bir kez daha elinize geçmeyecek. Bu fırsatı bütün gücünüzle değerlendirmeye çalışın.

8- Saflarınızı birleştirin ve Şam’ı kitap ve sünnet ışığında şeriatin uygulanmasına doğru götürecek tek bir emirin komutası altında toplanın. Özellikle şu dönemde sakın birbirinizle çekişmeyin. Bu bütün planları mahveder, gücü dağıtır ve çabaların boşa gitmesine sebep olur. Ümmete açık İslami hitap ile hitap edin ve hitaplarınızla onların duygularını harekete geçirin ve coşkularını artırın. “Allah’a ve Resûl’üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.” (Enfal:46)

Son olarak ey Şam’daki Müslüman kardeşlerim! Tembellik tozunu üzerinizden silkeleyin, beklentilerinizi yüksek tutun. Zira bugün hedefe doğru yürümeye başladık ve yolumuz artık netleşti.

Ebi’z-Zehrâ ez-ZEBÎDÎ

Kaynak: İslam Dünyası Dergisi, Sayı:3, Nisan-Mayıs 2012 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir