Türkiye, İdlib’deki Barış Anlaşması için ne bedel ödeyecek?

Türkiye ve Rusya arasında, muhalif ve cihadî grupların son kalesi olarak kalan İdlib’in statüsüne dair imzalanan Soçi Antlaşması,çeşitli yorumları da beraberinde getirdi.

Suriye’de 7 yıldır devam eden savaş sürecinde en fazla gündeme gelen konulardan biri de hiç kuşkusu “yabancı savaşçılar/muhacir mücahidler”meselesi. Suriye savaşında yer alan cihadî gruplar içerisinde de Rusça konuşanların oranının oldukça fazla olduğu bilinmekte.

Suriye direnişiyle ilgili Rus dilinde haber ve analizler yapan Shamcenter sitesinde yayımlanan bir analizi “Ümmet Bülteni” takipçileri için Türkçeleştirdik:

Türkiye ve Rusya devlet başkanları, 17 Eylül’de Soçi’de bir araya gelmişti. Onlar, bu görüşme sonucu İdlib vilayetinde direnişçiler ve Beşşar Esed’in Şiî askerleri arasında kalan alanda bir silahsızlandırılmış bölge oluşturulması hususunda anlaşmaya vardılar. Ve bu anlaşmanın 15 Ekim’den evvel uygulanmaya başlaması gerekmekte.

Anlaşmaya göre bölgede Türk ve Rus askerî birlikleri devriye görevi yapacak. 10 Ekim’e kadar tüm muhalif grupların tank, top vb. ağır silahlarını çekmeleri planlanıyor.

Bu anlaşmanın aynı zamanda Türkiye, Rusya ve İran arasında daha evvel Astana’da varılan mutabakatın bir sonucu olduğunu hatırlatmak isteriz. Bu da daha evvel mücrim Esed rejiminden özgürleştirilmiş pek çok bölgenin Şiîlerin eline geçmesiyle sonuçlanmıştı.

İdlib Vilayeti’nde Silahtan Arındırılmış Bölge,17/09/2018

Bazı uzmanlara göre iki devletin bu anlaşması, 1990’larda Yugoslavya’nın parçalanmasından sonra yaşanan savaş sürecinde meydana gelen Srebrenitsa kentindeki durumu andırıyor. O zaman da böyle bir silah bırakma anlaşmasının ardından binlerce Müslüman katledilmişti.

İslamî-bağımsızlık yanlısı birliklerin silahtan arındırılmasının ardından Birleşmiş Milletler(BM)’nin kefili olduğu ve Hollandalı askerlerin devriye gezdiği bir zamanda bu “silahsızlandırılmış bölge”de büyük bir trajedi meydana gelmişti.

Ancak bu “silahsızlandırma”nın hemen ardından “kefil”lerin Müslüman topluma ihanet ettikleri ve bunun sonucunda Sırp çetelerinin binlerce sivili katledip kadınlara tecavüz ettikleri görülmüştü. Srebrenitsa Katliamı, 2.Dünya Savaşı’nın bitmesinin ardından Avrupa’da yaşanan en büyük kitlesel katliamlardan biri olmuştu.

Müslümanlar,Bosna’da 1990’lı yıllarda BM’nin garantörlüğü altındaki “Güvenli Bölge”de Sırplarca katledilen akrabalarının yasını tutuyor

Elbette Türkiye, kendisini “Suriye halkının dostu” olarak adlandırarak bu savaşta kendi çıkarlarını da gözetiyor ve azami fayda elde etmeye çalışıyor. Aynı zamanda uluslararası topluma karşı kendisini uluslararası hukukun garantörü olduğunu ispatlamaya çalışıyor.

Fakat 2016’nın sonlarında binlerce direnişçinin ribatlarını terk ettiği ve Türkiye’nin çıkarlarını savunmaya gittiği dönem Halep’in kaybedilmesinin nedeninin de Türkiye olduğu unutulmamalıdır.

İşte bu nedenle bugün İdlib vilayetinde toplanan Şam halkı da Türkiye’nin geçmişte binlerce Müslümanın katledilmesiyle sonuçlanan olaydaki BM’nin rolünü oynamaması için endişe ediyor.

Kaynak:Sham Center 

Ümmet Bülteni

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir