Günümüz Yöneticilerine Hüccet İkamesi Hakkında

 

Allah’ın şeriatını yönetimden dışlayan, İslâm’la savaşan ve Müslümanlara karşı kâfirlere destek olan şahıslara hüccet ikamesinde bulunmak lâzım mıdır?

Soru: Es-Selâm Aleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuhu…

İşittik ki pek çok alim, tekfirin tahakkuku için şer’î delilin muhataba iletilmesinin şart olduğunu ileri sürüyor. Günümüzün tağut idarecileri gibi Allah’ın vahyiyle hükmetmeyen, İslâm’la savaşan, davetçileri öldürüp zindanlara atan, Müslümanlara karşı Allah düşmanlarına destek olanların tekfiri için böyle bir şart gerekli midir?

İlme ve davete nispet edilen kimseleri de kullanan bu zümreye karşı nasıl delil getirilebilir?

Allah sizi hayırla mükafatlandırsın!

Cevap:

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.

Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah’a; salat ve selam, O’nun resulüne, ailesine ve ashabına olsun!

Bu idarecilere delil ikame edilmiştir, çünkü Müslümanlar yıllardır onlardan Allah’ın kanunlarını uygulamalarını ve O’na itaat etmelerini talep etmekten vazgeçmediler fakat onlar bundan açıkça yüz çevirdiler.

Allah’ın indirdikleriyle hüküm verme ve yönetme farziyyeti, Allah’ın dininin çok iyi bilinen emirlerinden biridir. Bu, yalnızca yöneticiler değil avam insanlarca dahi bilinen bir şeydir. Bu yöneticilerin sorunu cehaletten kaynaklı değildir; ki onların istedikleri zaman kendilerini aydınlatabilecek ilim adamları mevcuttur. Fakat sorun, onların Allah’ın şeriatından yüz çevirmeleri ve O’na itaat etmeyi reddederek azgınlık göstermeleridir. Ve Allah’ın dininden yüz çevirme söz konusu olduğunda mesele cehaletle açıklanmamalıdır. Reddetme durumunda cehalet mazeret değildir, çünkü Allah (c.c.) buyurur ki: “Hayır, onların çoğu hakkı bilmezler; bu yüzden de yüz çevirirler.” (Enbiya, 24)

Ve bu yöneticiler hakkında Allah (s.v.t.) şöyle buyurur:

Onlara: Allah’ın indirdiğine (Kitab’a) ve Resûl’e gelin (onlara başvuralım), denildiği zaman, münafıkların senden iyice uzaklaştıklarını görürsün.” (Nisa, 61)

“Onlar, aralarında hüküm vermesi için Allah’a ve Peygamber’e çağırıldıklarında, bakarsın ki içlerinden bir kısmı yüz çevirip dönerler.” (Nur, 48)

“Kendilerine Kitap’tan bir pay verilenleri (yahudileri) görmez misin ki, aralarında hükmetmesi için Allah’ın Kitab’ına çağırılıyorlar da, sonra içlerinden bir gurup cayarak geri dönüyor.” (Âl-i İmran, 23)

“Kafirler ise uyarıldıkları şeyden yüz çevirmektedirler.”(Ahkâf, 3)

“İşte böylece geçmiştekilerin haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Şüphesiz ki, tarafımızdan sana bir zikir verdik. Kim ondan yüz çevirirse, şüphesiz ki kıyamet gününde o, ağır bir günah yükünü yüklenecektir. Bu kimseler, onda (o günah yükünün altında) ebedî kalırlar. Onlar için kıyamet gününde bu ne kötü bir yüktür!” (Ta-ha, 99-101)

“Kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir! Muhakkak ki biz, günahkârlara, lâyık oldukları cezayı veririz.” (Secde, 22)

Ayrıca bu yöneticiler sadece Allah’ın dininden yüz çevirmekle kalmıyor aynı zamanda İslâm’a düşmanlık ediyor, küstahlık ve alay ederek insanları dinden uzaklaştırıyorlar. Firavun ve Ebû Cehil’i cehalet ve te’ville mazur görmediğimiz müddetçe cehalet ve tevil, bu konuda mazeret teşkil ettirmeyecektir.

Tarihte ilk olarak Cehm bin Savfan ve takipçileri, imanın varlığı için sadece Allah’ı bilmenin yeterli olduğunu söylemişlerdi. Onların sözlerine göre; yeryüzünde tek bir tane bile kâfirin olmaması gerekir, çünkü bir yaratıcının varlığını, O’nun yüceliğini ve kudsiyyetini herkes bilir.

Allâme İbn-i Kayyım el-Cevziyye (rahimehullah), onlara şöyle cevap vermiştir:

Onlar dediler ki; insanın, yaratıcısının Allah olduğunu bilmesi imanın hudududur

Ve bu demektir ki; tüm insanlar aynı imana sahiptir… Tıpkı baştaki saç telleri gibi

Öyleyse Ebu Cehil’e ve putlara ibadet eden takipçilerine sorun

Yine tüm kâfirlerin imamı Firavuna, Karun’a ve Haman’a da sorun

Aralarından birisi bile âlemlerin yaratıcısını, Yüce Rabbi inkâr eder miydi

Onlara müjdeler olsun ki kâfir değiller(!), Cehmiîlere göre kalpleri imanla dolu.

Yine şunu da deriz ki: Günümüz yöneticilerine hüccetin ikame edilmediğini söyleyenler; Firavun’a, Karun’a, Haman’a ve Allah’ın nizamına karşı savaşan ve ona düşmanlık eden herkese de hüccetin ulaşmadığını söyleyebilirler.

Allah en doğrusunu bilendir.

Duamızın sonu, âlemlerin rabbi olan Allah’a hamd etmektir.

Şeyh Ebu’l-Munzir eş-Şankitî

Tercüme: Mahran Rabbanî

Kaynak: Alisnad.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir