“İdlib, Afgan cihadına katılanlar için bir tuzak ve mezar mı oldu?”

Muassır selefî-cihadî ekolün en önemli fikrî müdafîlerinden kabul edilen Mısır uyruklu Dr. Hani es-Sibaî, Suriye sahasında meydana gelen son olaylar hakkında bir makale yazdı.

Sosyal medya kanallarında Türkçe’ye de çevrilen beyanı “Ümmet Bülteni” sitesi olarak yayınlıyoruz:

***

Şam’da Sünnilere karşı yürütülen savaşı takip edenlere gizli değildir ki, Afgan cihadına ve diğerlerine katılan komutanlar sistematik bir şekilde hedef alınarak kökleri kurutuluyor ki böylece, Sovyetler Birliği’nin hezimete uğratılıp ezilmesine iştirak eden bu komutanların tecrübelerinden, beldelerin istifade etmesine son verilebilsin. Zira düzenli orduların başına bela olan gerilla savaşı tekniklerinde bu komutanlar, tecrübeli kimselerdi.

Bu yüzden de Amerika, onun müttefikleri ve elemanları ve onların yörüngelerinde ilerleyenler, bu komutanları öldürmeyi kafaya koydular.

Öldürerek tasfiye etmelerinden önce izledikleri sistematik plan ise onları karalayıp şeytanlaştırmak ve Devle cemaati ile aynı olduklarını söylemeleri oldu. Böylece arabalarına koydukları bombalı tuzaklarla ya da aşağılık mürted ajan yoluyla gelen bilgiler sonucu havadan bombalanmalarıyla suikaste uğramalarını aklayabilsinler!

En ilginç olanı ise orada olan bazılarının ayaklarının altıyla düşünüyor olması! Sanıyorlar ki bu komutanlardan kurtulmalarıyla meydan onlara kalacak!! Maalesef eğirdikleri ipi kendi elleriyle bozuyorlar! Kendi organlarını kendileri parçalıyorlar! Beyaz öküz kıssasında olduğu gibi aynı düşman onları da yiyecek!

Her neyse bazı sebeplerden ötürü uzatmak istemiyorum! Sadece bir şeyi sorgulamak için yazıyorum? Şam, özellikle de İdlib, Sovyetlere karşı Afgan cihadına katılan komutanlar için bir tuzak ve mezarlık haline mi geldi?

Tüm bu komutanlar tesadüfen mi öldürüldü? Örnek vermek için bazılarını saymak gerekirse: Ebu Firas es-Suri, Ebu Cihad el-Mısri, Ebu’l Ferec el-Mısri, Ebu’l Hayr el-Mısri, Ebu Hani el-Mısri, Kassam, Ebu Hallad el-Muhendis, Ebu Ahmed el-Cezayiri ve Ebu Hatice el-Ürdüni ve daha birkaç gün önce bedeni tamamen yanan ve ailesiyle birlikte şehid edilen Ebu Muhammed el-Sudani. Şeyh Ebu Halid el-Suri’ye gelince (Allah ondan kabul etsin) o, Devle cemaati tarafından öldürülmüştü. Elbette aynı şekilde şehid edilen ve burada saymadığımız daha pek çok isim var, Allah hepsinden kabul edip onları Firdevs cennetlerine alsın. Ancak söylemek istediğim şey Haçlı Koalisyonun Afgan cihadına katılan komutanları ve onlarla akide ve menhec olarak irtibatlı olan herkesi özel olarak hedef almasıdır!

Son olarak diyorum ki, onların ruhları sanki şairin şu sözlerini tekrarlamaktadır:

“Onunla yükseleceğin bir mesken seç kendin için,

Ya da savaş meydanının tozunun gölgesi altında kerim olarak öl.

Ölüm seni onun afetlerinden kurtaramaz,
Büyük kayalarla çevrili bir kale inşa etsen bile.

Yiğidin izzeti içinde ölmesi onun için daha hayırlıdır, Karanlık bir gözün tutsağı olmasındansa.”

Allah’ım biz şahidlik ediyoruz ki onlar dinine yardım ettiler. Savaştan alıkoyanların İslam’ın zirvesi olan cihadın sancağını düşürdükleri zaman onlar bu sancağı kaldırdılar!

Dr. Hani es-Sibai/9 Rebiülevvel 1442 – 27 Ekim 2020

Alıntıdır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir